İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Lâiklik, İslâm, Türkiye

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 30
Nerden : Bursa

MesajKonu: Lâiklik, İslâm, Türkiye   Perş. Şub. 10, 2011 2:02 pm

Batıda, din-devlet ilişkisi ile ilgili olarak birbirinden farklı iki
terim kullanılmaktadır: Lâisizm, sekülerizm. Türkiye'de ise bunlardan
birincisi daha yaygın olarak ve aynı zamanda ikincisinin de yerine
kullanılmakta, bu bakımdan da bazı anlaşmazlık ve karışıklıklar meydana
gelmektedir. Kavram ve uygulama olarak lâiklik ve sekülerizmin tarihini
Roma İmparatorluğu devrine kadar götüren araştırmacılar vardır. Ancak
sekülerizm uygulaması bu eski devirlerden beri bazen güçlü, bazen
zayıflayarak mevcut olmakla beraber lâiklik kavramı, ağırlıklı olarak
ihtilâl sonrası Fransa'da başlamış ve özellikle, Fransızca konuşan
Katolik ülkelerde ve topluluklarda etkili olmuştur.
Bu iki kavram
arasında daha başka farklar da bulunmakla beraber bizim konumuz
bakımından en önemli fark şudur: Sekülerizm, din ve devletin (eskiden
kralın) ayrı ayrı, özerk ve bağımsız kurumlar olmalarını savunur.
Lâiklik ise dînin devletin kesin denetimi altında olması görüşünü
savunur. Önceleri (Batı Roma, sonra Ortaçağ Avrupa'sında) devlet dînin
denetimi altında iken lâiklerin ısrarlı mücadeleleri sonunda dîn
devletin denetimi altına girmiştir. Yaygın olan tariflerde lâiklik,
"dînin devlet işlerine, devletin de dîne karışmaması, müdahale etmemesi"
şeklinde ortaya konmuş olmasına rağmen uygulamada denetim tek taraflı
işletilmiştir. Lâiklik kavramı, siyâsî alan yanında hukûkî, felsefî ve
sosyal alana da taşmıştır. Hukûkî alanda lâiklik yasama ve adâlet
tevzîine dînin karıştırılmamasıdır. Felsefî alanda lâiklik, düşünce ve
bilgi problemlerine vahyin karıştırılmaması, düşünce ve bilimin dinden
uzak tutulmasıdır. Sosyal alanda lâiklik, sosyal hayata dînin etkisini
minimum boyutlarda tutmaktır.
İslâm'da lâiklik düşüncesi, kavramı ve
uygulaması yoktur. Çünkü Batıda bu düşünce ve hareketin doğmasına sebep
kilise ve din adamları (ruhbanlar)'dır. Kelimenin lûgat mânâsında bile
bu sebebin izleri vardır; çünkü lâik, clergé'nin karşıtı olarak ruhban
olmayan, kiliseye, dîne ait bulunmayan, din-dışı mânasına gelmektedir.
İslâm'da ise din adamları sınıfı mevcut değildir. Her müslüman, din ve
Allah ile ilişki bakımından eşit imkân ve seviyeye sahip bulunmaktadır.
Müslümanın ibâdet etmek, tevbe etmek (günah çıkarmak), hâsılı dînî
hayatını yaşamak için -din adamı vb.- bir aracıya ihtiyacı yoktur.
Câmide namazı cemâatle kılmak için belli bir sınıfa imam olma imtiyazı
verilmemiştir. Cemâat içinde en bilgili, ahlâklı ve okuması düzgün olanı
öne geçer ve namazı kıldırır. İslâm'da lâiklik uygulaması da yoktur.
Çünkü teorik olarak din ile devleti ve toplumu birbirinden ayırmak,
birbirinin müdâhalesi dışında tutmak mümkün olmadığı gibi uygulamada da
dîni temsil eden kilise gibi bir kurumun devlete karşı yetki
mücadelesine giriştiği olmamıştır. İslâm'da devletin başkanı aynı
zamanda cuma ve cemâat imamıdır; hem din, hem de devleti korumakla
yükümlüdür. Devlet din için, toplum için vardır, bunlara hizmet için
öngörülmüştür, bunlar arasında çatışma düşünülemez. Devlet dînin
talimâtı dışına çıkamayacağı için -çünkü müslüman toplumu temsil
etmektedir ve müslümanlar dînî talimâtın dışına çıkamazlar- İslâm'da
siyasî, hukukî ve sosyal düzenleri dînin dışına çıkarmak ve etkisinden
uzak tutmak da mümkün değildir, uygulama da buna göre olmuştur.
İslâm'da
sekülerizmin amaçlarına yakın ölçüde dînî hürriyet ve özerklikler
vardır. Hiçbir kimse belli bir dîni edinmeye zorlanamaz; İslâm ülkesinde
başka dinlere mensup cemâat ve fertler bulunabilir, bunlar kendi
dinlerine göre ibâdet, âyin, eğitim ve adâlet tevzîi yapabilirler. İslâm
devleti bunları engellemek bir yana korumakla yükümlüdür. Ayrıca İslâm,
devlet yönetiminde ulü'l-emre (yöneticilere) geniş selâhiyet vermiştir.

Türkiye'ye lâiklik Cumhuriyetle beraber aşamalı olarak girmiştir.
1924 Anayasası'nda bile "devletin dîni İslâm'dır" maddesi vardır.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibâren adım adım lâikliğe doğru yürünmüş,
şer'î kanunlar (şerîat) ilga edilerek yerine Batıdan iktibâs edilen
kanunlar getirilmiş, hilâfetten cumhuriyete geçilmiş, şer'î mahkemeler
kaldırılmış, dînî okullar kapatılmış, dînî hayata önemli kısıtlamalar
getirilmiştir. Giderek lâiklik adına devletin dîne ve dînî hayata
müdâhalesi o boyutlara gelmiştir ki, ezân Türkçeleştirilmiş, fes-sarık
giyilmesi menedilmiş, resmî yerlerde kadınların başlarının örtülmesi
yasaklanmış, müslümanların çocuklarına dinlerini öğretebilmek için kurs
ve okul açmalarına izin verilmemiş, devlet memurlarının ve ordu
mensuplarının namaz kılmalarına hoşgörü ile bakılmamış, dolaylı
yollardan engellenmiştir. Bugün de Türkiye'de devletin dîni denetim
altında tutması esasına dayalı bir lâiklik uygulaması vardır. T.C.
vatandaşlarının % 99'u -kendi beyanlarına ve nüfus kayıtlarına göre-
müslümandır. Müslümanların büyük ekseriyeti -şerîat devleti istemesini
bilmemekle beraber- devletin dîne ve dînî hayata, yukarıda zikredilen
ölçülerde müdâhalesinden rahatsız ve gayr-i memnun bulunmaktadırlar.
Türkiye'de ve başka ülkelerde müslümanların beklediği, şerîat devletinin
başka dinden ve inançtan olanlara tanıdığı hürriyet ve özerkliğin kendi
devletlerinde kendilerine tanınmasından ibârettir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
Lâiklik, İslâm, Türkiye
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: Gençlik(Youth)-
Buraya geçin: