İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bertaraf Olmuş Bir Şaşkına Cevap

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 30
Nerden : Bursa

MesajKonu: Bertaraf Olmuş Bir Şaşkına Cevap   Paz Ocak 22, 2012 9:56 am

Ağustos 1978 - Kasım 2008

Sen…
Hem kalkıp ilgisiz insanları…
önemli bir cinayetin suçlusu olarak ilan edip…
basın açıklamasında bulunacaksın…

Hem de onlardan tepki gelince…
özür dileyip başını önüne eğeceğine…
bir sürü saçma sapan iddialarla…
edepsizliğine devam edeceksin…

Hem de…
bir hukuk adamı olduğunu iddia ederek…

Bizim köyde…
Yalan söyleyene…
“Adi, aşağılık yalancı…”

İftira atana…
“Şerefsiz, alçak iftiracı…”

Her söylenene inanana…
“Saftirik, şapşal…” derler…

Hangisini beğenirsen…
onu alabilirsin…

İpe-sapa gelmez iddialarla…
suçlamalarda bulunuyorsun…
AYDINLIK isimli yayın organınız da her hafta…
benimle ilgili yalan haber üretiyor…

Tam 30 senedir yazıyorlar bu yalanları…
Yalan kervanının her tarafı eğri develeri...
Şimdi başlarına seni koymuşlar…
Bayağı da yakışmışsın oraya...

Ne çok korkutmuşum hepinizi…
ne çok acıtmışım canınızı…
Sadece doğruları yazarak…
gerçekleri duyurarak…

Geceleri rüyanızda bile…
beni sayıklıyorsunuz…
“Eyvah… Eymür geliyor” diye…

Ama sen korkma...
Zaten sana bir şey olmaz...
Sen kendini kaybetmiş, bertaraf olmuşsun bile...
Ciddiye alınacak bir durumun yok...

Tuncay Güney’den bahsetmişsin...
O bizdenmiş, öyle diyor...
Yani bir istihbarat elemanı…
Yetenekli de birisi…

Sizin ekibe başarılı bir şekilde sızmış…
İpliğinizi pazara çıkarmış
Zokayı fena yemişsiniz…
Geçmiş olsun…
Gerisi teferruat...

Hep sistemden şikayet ediyorsun...
Ama senin sistemin bozulmuş...

Kardeşin öldürüldüğünde...
o beğenmediğin sistemin başında olan..,
“Bana sağcılar adam öldürtüyor diyemezsiniz”
sözü ile meşhur zatın avukatlığını...
ve sözcülüğünü yapan sen değil miydin...?

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu...
Yani TİSK Başkanı...
Yani patronların patronu Halit Narin’in
senelerdir avukatı olmadın mı...?

Bir zamanlar, Kaya ve Kemal soyadlı...
İki Yaşar’ı ağabeyinin suikastına azmettirmekle suçlayan...

Daha sonra...
İçişleri Bakanı Tantan zamanında...
“Umut” operasyonu ile yakalanan...
'Tevhid-Selam' örgütü militanlarını...
cinayeti işleyenler olarak gösterip...
"Tantan'a güveniyorduk...
faillerin yakalanması sürpriz olmadı"
diyen sen değil miydin...?

Sen ne biçim adamsın...
Ne rotan, ne durağın belli değil...
Ağabeyinin talihsiz olayını kullanarak...
önemli olamayacağını hala anlayamadın mı...?

Hesap soracaksın demek...

Çok olmadı daha...
“Danıştay saldırısını önceden öğrendim...
nereden bildiğimi, neler bildiğimi soran çıkmadı” diye...
Beyanatlar veren sen değil miydin...?
Sayın avukat...

Önce sen onun hesabını bir ver...
Sonra başkalarından hesap sorarsın...


Bana yolladığın saçma sapan yanıtı aşağıya koyuyorum. Okumak isteyen olabilir..
------------------------------------------------


BERTARAF OLMADAN EYMÜR’E ZORUNLU BİR YANIT

Ergenekon Davasının “şüpheli-tanığı (!)” Tuncay GÜNEY şöyle diyor:

“Ergenekon’la ilgili bir ihbarda bulunmayı düşünmemiştim. Ancak Mehmet
EYMÜR, Amerika’da internet sitesinde benden kızgınlıkla bahsetti. Bunun
anlamı, EYMÜR kızdığı adamları bertaraf eder. Ben de o korkuyla ve
Emniyetteki 7 günlük bir işkenceden sonra Ergenekon’la ilgili
açıklamalarda bulunmak zorunda kaldım”

Fehmi KORU, Nazlı ILICAK
ve Cüneyt ÜLSEVER gibi köşe yazarlarının açıkladıklarına göre; Ergenekon
Davası, ABD’nin ve başkanı Bush’un isteği ve desteğiyle açıldı ve
sürdürülüyor. Başka bir deyimle, ilk defa yargıya bir yabancı parmağı da
karışıyor.

Mehmet EYMÜR de ABD’den atlayıp geldi ve Ergenekon
Davasının ilk açık tanığı olarak senaryoda yerini aldı. Ara verdiği
internet sayfasını da yeniden güncelleyerek ilk mesajlarına bana
saldırarak başladı.

Benim, Tuncay GÜNEY’in gerçek dışı
anlatımlarını ciddiye almak gibi bir niyetim yok. Ancak, bu kişinin
anlatımlarını ciddiye alanlar olduğunu var sayarsak, Mehmet EYMÜR’ü
kızdırdığımız için bertaraf olma ihtimaline göre başıma Uğur MUMCU ve
Doğu PERİNÇEK gibi bir tasfiye olayı gelmeden yanıt vermek de zorunlu
oldu.

Mehmet EYMÜR’le yakınlığı gelişmelerden anlaşılan Tuncay
GÜNEY’den sormak lazım; “Mehmet EYMÜR kimlere kızdı ? Bu kızdığı kişiler
nasıl bertaraf oldular ?” EYMÜR, önce buna bir yanıt versin. Tanık
olarak ifade vereceği gün, başıma bir iş gelmezse Mahkemede hazır
bulunacağım ve bu soruyu da kendisine yargı önünde soracağım.

EYMÜR’ü neden kızdırdım ?

İddianameye göre, “NATO’nun ve ABD’nin isteği üzerine kurulan
Kontrgerilla örgütü 1999’a kadar antikomünist mücadelelerini sürdürmüş,
ancak ideolojik tutarsızlık ve çıkar amaçlarıyla işlevini yerine
getiremez olmuş.” Bunun üzerine 1999’da Tuncay GÜNEY’in de gayretleriyle
Ergenekon yeniden yapılanmış ve örgüt de şimdi yargılanan sanıklardan
oluşmuş. 1999’dan önce bu örgütte sivil personel yokmuş. Ancak, bu dava
Uğur MUMCU cinayetini çözmek için de esaslı ve ilk adım imiş. Bunun
üzerine Gazeteciler, Uğur MUMCU’nun ağabeyi olarak görüşümü sordular.
Ben de Uğur MUMCU’nun ölüm tarihi 24.1.1993 olduğu için, şimdi
yargılanan sanıklarla Uğur MUMCU cinayetinin ilgisinin olmadığını, Uğur
MUMCU cinayeti çözümlenecek ise 24.1.1993 tarihinde Genel Kurmay
Başkanının Doğan GÜREŞ, MİT Müsteşarının Sönmez KÖKSAL ve MİT’in
Kontrespiyonaj Bilgi Toplama Faaliyetlerinin sorumlusu Mehmet EYMÜR’e
sorulması gerektiğini söyledim. Benim sorulması gerektiği sözcüğümü
acelesi olan genç Gazeteciler “sanık” olarak anlayıp haberleştirdiler.
Tıpkı, İşçi Partisinin parti olduğu için davasını açacak doğal savcının
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu söylediğim zaman, “İşçi Partisi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını tanık gösterdi” şeklinde
haberleştirdikleri gibi. Bu konuda da yaptığım düzeltme yazısı
yayımlanmadığı için o tümcemin ne anlama geldiğini açıklama gayretine de
giremedim.

Uğur MUMCU suikastından sonra iki kere Meclis
Araştırma Komisyonu kuruldu. Mehmet EYMÜR ve diğer MİT ve Emniyet
mensupları koro halinde “Uğur MUMCU suikastını yabancı bir istihbarat
örgütünün yerli taşeronla gerçekleştirdiği, ayrıntılı ve profesyonelce
planlanmış bu suikastın çözümünün zor olduğunu” açıkladılar.

Ben
de bu açıklamaya dayalı olarak Uğur MUMCU suikastında milli
kurumlarımız olan Genelkurmay Başkanlığımız ve MİT Müsteşarlığımızın
doğrudan bir ilgi ve bağlantısı olmadığını kabul ediyorum. Ancak,
Genelkurmay ve MİT’te o tarihte görevli olanların yabancı
istihbaratların suikastlarını önceden haber almadıkları ya da
alamadıkları ya da suikasttan sonra Mehmetçiğin başına çuval
geçirilmesinde olduğu gibi gereğinin yapılmasında beklenen ve umulan
gelişmeye tanık olmadığımızı düşünüyorum.

Bu yüzden cinayetten
değil de görevi ihmal ya da görevi kötüye kullanma sebebiyle, kurumlara
değil yukarıda saydığım kişilere sorular sorulmasını öneriyorum.

Ergenekon Davasının ilk açık tanığı Mehmet EYMÜR, Savcıya demiş ki;

“Veli
KÜÇÜK’e PERİNÇEK’le olan ilişkilerini tenkit ettim. Veli KÜÇÜK’ün Doğu
PERİNÇEK ile ulusalcılık faaliyetleri içerisinde basına yansıyan
Perinçek-Veli Paşa işbirliği nedeniyle duyduklarımdan dolayı
rahatsızlığımı kendisine anlattım. Veli KÜÇÜK de bana ‘Herşeye rağmen en
milliyetçi bu Perinçek çıktı’ dedi.” (İddianame sh. 918)

Ben de
hukukçuysam, EYMÜR’ün bu tanıklığından ne Sayın Veli KÜÇÜK’e ne de
Sayın PERİNÇEK’e herhangi bir ceza verilebilir. Bu ancak takdir edilecek
bir olgudur. Bunun diğer bir anlamı da halkımızın güzel bir
özdeyişidir. “Altın kaseye taş attılar, ne tasın değeri düştü ne taşın
değeri yükseldi”

Bir asker çocuğu bu milletin vergileriyle maaş
almış ve almakta olan Mehmet EYMÜR’ün ulusalcıların iş ve gönül birliği
yapmasından neden rahatsız olup öfkelendiği sorulacak sorulardan bir
diğeri.

Mehmet EYMÜR, “Fabrikatör Yardımcısı Ceyhan MUMCU”
başlıklı 26.10.2008 tarihinde 21.40’da yaptığı açıklamada ilk dört
tümcesiyle önce Uğur MUMCU’yu göklere çıkarıyor. Nasıl olsa Uğur MUMCU
ölü, Eymür’e bir yanıt veremiyor. Uğur MUMCU yerine yanıtı ben vereyim.
Uğur MUMCU’yu öven bu dört tümcenin tek bir anlamı vardır. “Timsah
gözyaşları”. Uğur MUMCU yaşarken, O’na ve bana hayatı zehir eden, 12
Mart’ta Devlet katlarında elde ettikleri fırsatlarla Uğur MUMCU’yu
Patnos’ta sakıncalı piyade askeri olarak işkencelere uğratan, 12
Eylül’de de ilk iş olarak beni 1402’lik yapan eylem ve işlemler, Eymür
gibilerin yaklaşımlarından kaynaklandı.

Madem Uğur MUMCU’yu bu
kadar seviyordun, Devlet sana yabancı istihbarat örgütlerinin düşmanca
faaliyetlerini önlemen için maaş verdi. Neden bu suikasttan öncesinde
haberin olmadı ve uyarmadın ? Suikasttan sonra da Uğur MUMCU cinayetinin
çözümlenmesi için neden hiçbir zahmete girmedin ?

Mehmet
EYMÜR’ün tanımına göre ben, “Uğur MUMCU’nun gölgesinde kalmış, ne
yaptığını bilmeyen bir ağabey” mişim. Benden bahsederken “Uğur MUMCU’nun
ağabeyi Ceyhan MUMCU diyorlarmış. Hem İşçi Partisinin hem de İşverenler
Sendikasının avukatı imişim.”

Benim Uğur MUMCU’nun gölgesinde
kalma ve çıkma gibi sorunum yok. Ama Uğur MUMCU cinayetinin faillerini
arayıp bulma gibi bir görevim var. Bu durum da Mehmet EYMÜR’ü rahatsız
ediyor olmalı. Uğur MUMCU’nun, Doğu PERİNÇEK’in ve benim de ortak
talebimiz, bu ülkenin geleceği üzerinde Mehmet EYMÜR’ün gölge etmemesini
rica etmek. Bu haksız bir talep de değil. Ülkenin bugün kü düştüğü
durumda Mehmet EYMÜR’ün tercihlerinin hiç mi katkısı yok. Mehmet EYMÜR,
ülke sorunlarında gölge etmesin başka ihsan istemez, bu Ulus bütün
sorunların üstesinden gelebilecek bir bilgi ve birikime sahiptir.

Meslek
hayatımın hiçbir tarihinde herhangi bir işveren sendikasının
avukatlığını yapmadım. İstihbaratçı Mehmet EYMÜR’ü bu iddiasını
kanıtlamaya çağırıyorum. Ayrıca, İşveren Sendikasının avukatlığını
yapmak, Türk Hukukuna herhangi bir aykırılık taşımaz. Suphi KARAMAN
Kurultayı Genel Kurul Divan Başkanı, İşçi Partisi Genel Başkan
Yardımcısı Av. Ceyhan MUMCU, Mehmet EYMÜR’e haber verir ki, İşçi Partisi
****** devrimlerini tamamlamak amacıyla program ve tüzüğünü
değiştirmiş ve bünyesinde ve yönetiminde sanayici, tüccar, sanayi odası
başkanı, emekli general ve emniyet müdürleri gibi pek çok seçkin aydının
üyesi olduğu bir partidir.

Ulusal çıkarlar ve ulusal çıkarlara
saldırılar İşçi Partisinin temel uğraşı alanıdır. Bu nedenle, İşçi
Partili olsam bile hiç yapmadığım herhangi bir İşveren Sendikasının
gelecekte avukatlığını yapmam da etik bir sakınca ve çelişki de yoktur.
Görevi sırasında ülkenin komünist ve sosyalist olmaması için üstün
çabaları olduğu söylenen Mehmet EYMÜR’ün, işveren sendikalarının
avukatlığının üstlenilmesine niye karşı çıktığını da anlamıyorum.

Mehmet
EYMÜR bu sendikanın hangisi olduğunu söylesin, ben de hiç İşveren
Sendikasından almadığım vekalet ücretini talep edeyim. Ama EYMÜR’ün ne
kadar araştırma yeteneğinden yoksun olduğu ve görev yaparken
yurttaşlarımız için tuttuğu raporların da gerçek dışılık nedeniyle
yeniden sorgulanması gerektiğinin en güzel örneği, EYMÜR’ün bana yaptığı
saldırıdaki yanlış bilgilerden anlaşılıyor.

Asıl “Yalan yanlış
bilgileri etrafa servis etme” uzmanının EYMÜR olduğu, “İşveren Sendikası
Avukatlığı” uydurmasından da kolaylıkla anlaşılmaktadır.

Uğur
MUMCU cinayetinin çözülmesi için her elde ettiğim bilgiyi kendi
ideolojik tercihlerimin süzgecinden de geçirmeksizin kamuoyu ile
paylaştığım doğrudur. Çünkü, kamuoyu ve Türk Milleti, Uğur MUMCU
cinayetinin çözümlenmesi direktifini her fırsatta bir ulusal direktif
olarak ortaya koymaktadır. Mehmet EYMÜR gibileri, bu cinayeti çözmek
yerine çeşitli dedikoduları piyasaya sürmektedirler. Tıpkı Uğur
MUMCU’nun katilleri olarak Prof.Dr. Kemal ALEMDAROĞLU, Doğu PERİNÇEK,
İlhan SELÇUK ve diğerlerini ileri sürmeleri gibi. Her dedikoduya inanma
huyum olsaydı, ben de sizin koro kervanınıza katılırdım.

Benim
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı olmama EYMÜR çok sinirleniyor.
“Kalkmış, Türkiye’nin en büyük yalan haber üreticisi fabrikatör Doğu
Efendi’nin yardımcısı olmuş. Ya saf ya da ne bileyim bir arızası var.”
Evet bu konuda bir arıza var. Bu arıza da Mehmet EYMÜR’ün düzelemez,
tedavi edilemez Doğu Perinçek takıntısıdır. (İddianame sh 918)

EYMÜR’ün
PERİNÇEK’e yönelik saldırıları haksız, dayanaksız ve kanıtsız
olduğundan, hiçkimse tarafından suçlamaları da ciddiye alınmamaktadır.
İddianameyi titizlikle okumuş bir hukukçu olarak, EYMÜR’ün zorlama
tanıklığına rağmen PERİNÇEK’in gene de aklanacağını ve 5 kuşak ceza
evinde kalan bu aydınımızın ulusun yeniden güvenini tazelemiş olarak
aramıza katılacağına da inanıyorum. Mehmet EYMÜR’ün yaptığı yanlışlıklar
da gelecek kuşaklara Türk tarihince ibretle anlatılacaktır.

Mehmet
EYMÜR’ün gerçek dışı bir iddiası daha var. İsmini açıklamadığım kişinin
ben ve Güldal MUMCU dahil Türkiye’yi İran’la çatıştırmak amacıyla
MOSSAD’ın suikastlar yapacağı yolundaki basın açıklamamı, “PERİNÇEK
grubunun ürettiği sahte MİT Raporuna benziyormuş. İsmi verilmeyen kişi
de muhtemelen aynı gruptanmış” diye nitelendirmesi. Kendisi isminin
açıklanmasını istemediği için adını veremediğim bu kişinin kim olduğuna
dair onlarca tanığım var. Devlet yetkilileri de bu kişiyi gayet iyi
tanıyor. İstihbarat bunalımı yaşayan Mehmet EYMÜR’e bir referans vermek
zorunda kaldığım için bu kişiden özür dilerim. Yeniçağ Gazetesi köşe
yazarı İsrafil KUMBASAR’a telefon açıp sorarsa, bu kişinin kim olduğunu
kolaylıkla öğrenebilir. Bu kişinin aynı zamanda PERİNÇEK’e de şiddetle
karşı olduğunu hemen öğrenebilir. Bu kişi kitap ve makale yazan bir
gazetecidir.

MİT raporunu da PERİNÇEK grubunun üretmediği, diğer
gazetelerin yaptığı gibi raporun yayınlandığı zaman genişçe bir özetini
okuyucusu ile paylaştığını en iyi bilenlerden biri de EYMÜR’ün mazideki
kader arkadaşı Erkan GÜRVİT’tir. EYMÜR, ona buna saldıracağına, bu
raporun yayınlanmasının gerçek yüzünü arkadaşından öğrenebilir. İkinci
MİT raporunu kastediyorsa, bunu da Tarık ÜMİT’in akibetini araştıran
arkadaşlarından sorup öğrenebilir. EYMÜR bu milletin belleklerinin zayıf
olduğunu zannetmesin. Bellekler unutur, arşivler baki kalır.

Sönmez
KÖKSAL imzalı İsrail’li Ganda birliği komandolarının botla gelip Uğur
MUMCU’yu öldürdüğünü iddia eden sahte raporun MİT içinden
hazırlandığının tanığı, Senin deneyimsiz müsteşar diye tanımladığın
Sönmez KÖKSAL’dır. (Bkz. Uğur MUMCU Cinayeti TBMM Araştırma Komisyonu
Raporu sh.132, Umag Yayınları Aralık 1997 ANKARA)

Mehmet EYMÜR,
Müsteşarının “Maalesef bu rapor bizim örgütümüzün elemanlarınca
hazırlanmış, bu bir MİT ayıbıdır. Bunu çözemedik” şeklindeki sözlerini
bir okusun da bunu da Doğu PERİNÇEK’in üstüne atmasın.

EYMÜR’ün
Aydın DOĞAN’la tavla oynayan mimarla ilgili açıklamaları da gerçeklere
uygun değil. Aydınlık Dergisinin söz konusu ettiği uyuşturucu kaçakçısı
değil, nükleer enerji ile ilgili satış yapan bir kişi idi. Veli KÜÇÜK’le
Alpaslan ARSLAN’ın sahte resminde olduğu gibi, bu kişi ile mimarın
resmi karıştırılmış. Aydınlık Dergisi, haberi araştırmadan yayın yapmaz,
ancak cevap ve düzeltme hakkına da titizlikle uyar. O tarihlerde bu
mimar aracılığımla Aydınlık Dergisine başvurdu. Aydınlık Dergisi de
fotoğraf hatasını kabul edip, düzeltme yazısını yazıp mimardan özür
diledi. Nükleer kaçakçısı ya da satıcı ile ilgili bilgilerin ise
herhangi bir tekzibi yapılmadı.

Ergenekon’un ilk açık tanığı
Mehmet EYMÜR, Savcıya “1998’e kadar MİT’te çalıştığını” (İddianame
sh.917) ve “O yıl emekli olup Antalya’ya yerleştiğini” söylüyor. Bana
saldırırken de “Uğur MUMCU suikastı olduğu günlerde ben Antalya’dayım”
diyor.

Oysa Mehmet EYMÜR, Uğur Mumcu Cinayeti Araştırma
Komisyonuna ya kendiliğinden ya da çağrı üzerine gelip, Daire Başkanı
sıfatıyla ifade veriyor. (yukarıda a.g.e. sh.124) Ve ifadesinde Uğur
MUMCU suikastının yabancı istihbarat örgütlerinin işi olduğunu, İran
istihbaratı ihtimalinin daha az olduğunu, bu istihbarat örgütünün Batı
ülkelerine ait bir istihbarat örgütü olmasının daha muhtemel olduğunu
açıklıyor. Uğur MUMCU’nun ölümünden 15 gün önce 9.1.1993’te
İsrail-MOSSAD ve Barzani ilişkilerini açıklayan yazısından 15 gün sonra
öldürüldüğü ve öldürülmeden önce de İsrail Büyükelçisinin Uğur MUMCU ile
görüşme yaptığı gerçek bir olgudur. Bu nedenle, İsrail ve MOSSAD da
güçlü bir olasılık olarak değerlendirilmektedir. ABD ve CIA, Doğu
PERİNÇEK gibi Uğur MUMCU’dan da nefret etmektedir.

MOSSAD
Türkiye’de hiçbir faaliyette bulunmaz mı ? Mehmet EYMÜR, MOSSAD’ın
avukatı mıdır ? Sözcüsü müdür ? Kefili midir ? MOSSAD olasılığı
dillendirildiği zaman hemen öfkelenip, PERİNÇEK ve MUMCU’ya hakaret
kusması nedendir ? MUMCU, “bunu İran yapmıştır” dese EYMÜR gene
öfkelenecek miydi ? Takdirini Türk Milletine ve okuyuculara bırakıyorum.


Ergenekon’un ilk gizli tanığı “Galip” kod adlı kişi, “PKK
kurucularından Abdullah ÖCALAN’ın eşi Kesire ve Pilot Necati MİT
elemanıydı, Uğur MUMCU bunu araştırdığı için öldürüldü” diyecekmiş.

Uğur
MUMCU’nun 15.10.1992 günlü “Kim bu Pilot ?” yazısının okunmasında fayda
var. Uğur MUMCU, “PKK ve Kontrgerilla’yı araştırıyorum ve bana bu
konuda destek veren de Aydınlık Dergisi ve Perinçek’tir” diyor. Uğur
MUMCU ve Doğu PERİNÇEK, lise sıralarından Uğur MUMCU’nun ölümüne kadar
Kontrgerillaya karşı dayanışmalı ve işbirliği içinde mücadele verdiler.
Bu yüzden Uğur MUMCU’nun yazgısına “suikast”, PERİNÇEK’in de kaderine
Eymür zihniyeti desteği ile 5 kuşak hapishane günleri düştü.

“Galip”
kod adlı bu gizli tanıktan sonra ikinci tanık da Mehmet EYMÜR. Ben,
“Kesire ve pilot Necati MİT elemanı mıydı ? Uğur MUMCU, bunu araştırdığı
için mi öldürüldü” sorusunu, o tarihe kadar başıma herhangi bir kaza
gelmezse, gizli tanıktan sonraki ilk açık tanık olan Mehmet EYMÜR’e de
sormayayım da kime sorayım ? O zaman da “ben o tarihlerde Antalya’dayım,
buzhane işletiyorum, haberim yok mu ?” diyecek.

Saygılarımla.

Uğur MUMCU’nun ağabeyi
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı
Ceyhan MUMCU
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
Bertaraf Olmuş Bir Şaşkına Cevap
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: İSTİHBARAT(WORDPRESS) :: BİLGİLER-
Buraya geçin: