İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 MİT'de Temizlik

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 30
Nerden : Bursa

MesajKonu: MİT'de Temizlik   Paz Ocak 22, 2012 10:06 am

Önce
size, eski bir MİT görevlisince yazıldığı anlaşılan ve bir İnternet
sitesinde yayınlanan, aynı zamanda e-mail ile bize de gönderilen bir
yazıyı olduğu gibi sunuyoruz.

Dikkat ederseniz "bir MİT
görevlisinin yazdığı ifade edilen" gibi muğlak bir ifade kullanmıyor,
"bir MİT görevlisince yazıldığı anlaşılan" gibi kesin ifade
kullanıyoruz. Nedenini yazıyı okuduktan sonra yapacağımız yorumda
bulacaksınız.



"Atasagun’un MİT’inde neler oluyor?
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın değişik kademelerinde alnımın akı ile görev yapmış bir kişi olarak bu mektubu size gönderiyorum.

Bilgilerin
bulunup değerlendirilmesi adına yapılan araştırmalarda, teknolojik ve
insan faktörlü kaynakları kullanarak çalışmalar yapmanın zorluğu
yanında, bilginin yerinde ve zamanında kullanılmasını bilmek,
istihbaratçılığın özünü oluşturur. Bu açıdan bakıldığı takdirde,
yaptığınız çalışmalarınızdan dolayı, öncelikle sizleri kutluyorum.
Çünkü, kimsenin cesaret edemediği konulara, büyük bir özveri ve güvenle
ve tamamen belgeye dayanarak çok önemli bir işi başarıyorsunuz.

Son
günlerde, MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI’nın basında-gazetelerde manşet
olacak kadar zafiyete düşürülmesi adına hareket eden Sayın Şenkal
Atasagun ve ekibinin yaptıkları, akl-ı selim her kesim tarafından
tepkiyle karşılandığı gibi, bir eski çalışan olarak beni de derinden
yaralamıştır. Bu ekibin yaptıklarının Türk halkı tarafından bilinmesinin
vaktinin geldiği ve hatta geçtiğini düşünerek bu mektubu kaleme aldım.
Verdiğim bazı bilgilerin, teşkilatın sır olarak niteleyeceği hususlar
olsa bile, bu konuların bilinmesi halinde, sayın müsteşar ve ekibinin ne
denli bir hıyanet içinde oldukları ancak görülebilecektir.

Türkiye’nin
can damarı konumunda olan kurumlar içinde de, diğer devlet kurumlarda
olduğu gibi, çürük insanlar elbette çıkacaktır. Fakat, bu tür kurumları
hiçbir zaman esas hedef almadan , hatalı olanın kurumun içindeki
kişilerin olduğunun, bastıra bastıra ifade edilmesi gerekir. Çünkü
askerimizin ve diğer kurumlarımızın yara alması, bu tür çürük insanların
ve onların bağlı olduğu değişik ekiplerin daha çok menfaatine
olacaktır.

Bu can damarı kurumlarından birisi, yaptığı iş gereği
belki de en önemlisi, Milli İstihbarat Teşkilatı’dır. Uzun yıllar görev
aldığım, müsteşarın en yakınında dahi -ne yazık ki- görev aldığım bu
kurum içinde, üzülerek söylemek gerekirse yazdığınız konulara yakın
problemler ve kişiler bulunmuştur ve halen de bulunmaktadır. Ben
sizlere, kesinlikle MİT teşkilatını küçük düşürmek ve uzun bir dönem
görev yaptığım kurumumdan çok kötü olarak bahsetmek istemem. Çünkü,
görev yaptığım yıllar içinde, mesai arkadaşlarım içinde vatansever
insanların varlığı beni hep heyecanlandırmıştır. Esas problem,
teşkilatın başında müsteşar olarak 6 yıldır görev yapan Şenkal Atasagun
Bey ve onun çıkar ilişkili ekibidir.

MİT, Türkiye’mizin çıkarları
adına, ulusal ve uluslar arası düzeyde haber toplama faaliyeti yürüten,
bunu belli çalışma prensipleri (derlediği haberleri ulusal çıkarlar
için kullanması, haber toplamada insan unsurunun nitelikli olması ve
nitelikli insanlardan güç alması gibi) doğrultusunda yapması gerekirken,
ne yazık ki kötü yönetim sayesinde, yıllardan beri ülke menfaatleri
için bırakın faydalı olmayı, büyük bir tehlike oluşturmaya başlamıştır.

MİT,
kurulduğu ilk yıllardan itibaren, bir türlü sivilleşme ve atılım adına
faaliyetlerini yapamamıştı. Sönmez Köksal’ın başlattığı sivilleşme ve
yenilik çalışmaları, Sayın Şenkal Atasagun’un göreve gelmesiyle (veya
getirilmesiyle), tekrar eski günlerine, hatta daha farklı bir konuma
düşürülmüştür. Adeta bir plan dahilinde çalışmalar yapılarak, teşkilat
tamamen ülke menfaatleri aleyhinde, iş yapmayan, müsteşarın saltanatını
sürdürdüğü bir kurum yapısına kavuşturulmuştur.

Şenkal Atasagun ve ekibinin yaptığı bu icraatları!!! sizlere sıralamak istiyorum:

1-
Teşkilat, müsteşarın özel sayılabilecek gayretleri sonucu insan
kaynaklı haber toplama faaliyetlerinden uzaklaştırılmıştır. Burada
yaşanan eksiklikler, ne yazık ki, diğer servislerle kurulan ilişkilerde
elde edilen bilgilerle giderilmeye çalışılmıştır. En son İstanbul’da
cereyan etmiş Sinagog ve HSBC bombalamalarında, istihbarat zaafının ne
denli had safhaya ulaştığını, en tehlikeli radikal bir grubun hakkında
bile istihbarat yapılmadığının görülmesi, teşkilatın düşürüldüğü
acınacak hali gözler önüne sermiştir.

Fakat ne acıdır ki, bilgi
alışverişi yapılması gereken her servis toplantısında, kendi güvenlik
makamlarımıza bile vermekten imtina ettiğimiz bilgiler büyük bir
rahatlıkla diğer servislere verilerek, vatana ihanet edilmiş ve
edilmektedir. Verilen bunca bilginin karşılığında ise somut olarak
hiçbir şey elde edilememiş, teşkilat bir kısım servislerin haber toplama
aparatı haline getirilmiştir. Çok gizli addedilen bilgilerin verildiği
bu servislerde, kendi ülkemizde, güvenlik kurumlarımız arasında (Emniyet
Gen. Müd. gibi) bu bilgileri kendi istihbaratlarının ürünü gibi
göstererek kullanmış ve istedikleri operasyonları rahatlıkla
yapabilmişlerdir. Normal şartlarda verilen bilgilerin en küçüğünün bile
formel olmayan yollardan ilgili servislere aktarılmasının tespiti
durumunda vatana ihanetten yargılanacak insanlar, mutlak güçleri ve
denetimsizlik sayesinde makamlarında oturdukları yerden istedikleri her
şey verilmiştir

2- Haber toplama ve değerlendirme sıfırlanmış,
yapılan birkaç güzel operasyonla işler idare edilir hale getirilmiştir.
Şenkal Atasagun’un, MGK, Cumhurbaşkanlık ve Başbakanlık makamlarına
yaptığı arzlar standart hale gelmiş, bir önceki arzda kullanılan
ifadelerin değişimi bile düşünülmemiş, mükerrer vakalar yeniden
işlenmiş, Apo'nun bir servis tarafından tespiti yapıldıktan sonra,
paketlenip, kiralanmış bir uçağın içine kadar teslim edilmesi, Sakık'ın
yakalanması gibi operasyonlar, Müsteşarın ve ekibinin etkisinin olmadığı
halde onların başarısı olarak lanse edilerek, başta Cumhurbaşkanımız,
uzun bir dönem sayın Ecevit, kısacası hem siyasi hem de askeri kesim
uyutularak bazı siyasi çevrelerin istismarına müsaade edilmiştir.

3-
Sayın Şenkal Atasagun, göreve geldiği günden itibaren dünyanın bir çok
ülkesine geziler düzenlemiş ve oradaki servis başkanlarıyla
–güya-görüşmeler yapmıştır. Fakat yapılan bu görüşmelerde gündeme
getirilen konular, verilen bilgi ve belgeler açıklık kazanmamış, en
yakınında olan bizlerin-başkan, daire başkanları- dahi bilgisi olmamış,
akabinde bu geziler formel raporlarla geçiştirilmiştir. Teşkilatın,
satın alınan ve uzak menzillere rahatlıkla seyahatler düzenleyebilecek
kapasitedeki uçağı, müsteşarın keyif ve eğlence mekanı olmuştur. Gidilen
ülkelere yapılan seyahatlerin getirisinin ne olduğu, yapılan
operasyonlar ve toplanan bilgilerle ortadadır. Teşkilatın çalışma
prensiplerinden dolayı, bu geziler hakkında teşkilatın bağlı olduğu
başbakanlık makamına dahi bilgi verilmesi söz konusu olmadığından
dolayı, gezilerin hangi ülkelere yapılacağı sadece Şenkal Beyin
kararıyla olmaktadır. Dünyada görülecek hiçbir ülke bırakmayacak şekilde
gezen müsteşarın, sadece bu gezilere harcadığı masrafların ortaya
konulması bile, dünyada Şenkal Beyden daha rahat yaşam süren bir
idarecinin olmadığını göstermesi adına bir fikir verir.

4-
Personel, özgüven ve çalışma azminden bilinçli ve sistematik bir şekilde
soğutulmuş, vatan-millet için çalışma duygusu ve özveri yok edilmiş ve
insanlarda “biz zaten filanca servislerin uydusuyuz” anlayışı
oluşturulmuştur. Bölgelerde çalışan haber toplayıcı personel başta olmak
üzere, gittiği bölgeye bağlı olarak yılını tamamlama ve yıllar içinde
kimseye problem olmadan sadece günlük rutin işlerini yapıp,
Müsteşarlığın bulunduğu riyaset makamındaki Müsteşar ve ekibine şirin
görünmek için bölgesel hediyeler taşıyan, başarının değil de sadece bu
ekibin adamının olunması halinde terfi edilmesi gibi etkenler,
çalışmanın tamamen durduğu bir teşkilat yapısını oluşturmuştur.

5-
Gizli servis çalışanlarının istifa etmesi önemli bir olaydır. Oysa
teşkilatımızda onlarca insan istifa etmiştir ve halen bu devam
etmektedir. Son dönemde, personele değer verilmediğini hissettiren
uygulamalar, çalışmalarda merkeziyetçi yaklaşımlarla inisiyatifin
tamamen bölge ve personelden alınarak asli görevlerin yerine
getirilmesinin önlenmesi, bürokratik yük gibi engellemeler sayesinde
çalışmaların önü kapanacak tarza (kasten ) getirilmiştir. Ülkemizin
sayılı üniversitelerden mezun olmuş teknik veya meslek memuru
statüsündeki yetişmiş bu insanlar , birer birer istifanın eşiğine
getirilmiştir. Bu kadar yüksek oranda olan bu istifalar, Şenkal Beyde en
ufak bir tepki oluşturmamış, –ayrılan ayrılsın, kalan bizimdir-
düşüncesini dahi ifade ederek, istifalar adeta teşvik edilmiştir.

6-
Sayın Müsteşar, Almanya'ya kimlik kartı ile iltica eden MİT personeli
ile ilgili gelişmeleri gizleyip, bu olaydan sonra dahi, son döneme
kadar, diğer personelin kimlik kartlarını değiştirmekle ilgili
çalışmalarda dahi bulunmamıştır. Bu kimliğin, diğer servislerin veya
illegal örgütlerin eline geçmesinin ne kadar sıkıntı doğuracağı
muhakkaktır.

7- Gizli servislerde çalışan insanların maddi ve
manevi tatmin edilemediği durumda, kendilerine verilen gücü illegal
olarak kullandıkları görülen bir durumdur. Bu problem bizim teşkilatımız
içinde söz konusudur.

Teşkilat hakkında bilgilendirme ve
tanıtım amacına yönelik açılan www.MİT.gov.tr adlı sitede personelin
özlük hakları hakkında verilen bilgiler, kuru bir yalandan başka bir şey
değildir.

Sayın Müsteşarın göreve geldiği günden itibaren,
teşkilatın yeniden organize edilmesinde hep görev verdiği şahsı,
çıkarları adına kullanamayacağını anlayınca görevden alıp, yüksek koruma
gerektiği halde Araştırma Planlama Koordinasyon –APK- birimi kurarak
teşkilatın dışına iterek girişini yasaklayacak kadar şartları zorlayarak
emekli edip, emekli olduktan sonrada Şenkal Atasagun'un adamları
tarafından kapısının önünde adeta mesaj verir ve öç alır gibi dövdürüp
hastanelik etmiş, akabinde de başkan seviyesindeki bu mesai arkadaşını
kendi haline terk ederek hiçbir yardımda bulunmamıştır. MİT mensupları,
can korkusundan dolayı haklı olarak artık sokaklarda dolaşamaz, kırsal
operasyonlara çıkmaz, hatta ailesi ile birlikte dahi bir yere gidemez
hale getirilmiştir.

Kendisine alternatif olarak gördüğü herkesi
devre dışı bırakmada mahir olan ve aşırı kin tutma özelliği bulunan
sayın Atasagun, önemli bir bölge başkanı olan mesai arkadaşını dahi,
“Teşkilatın iktidarlı Bayan Başkanı” şeklinde basına deşifre edecek
kadar hırslı bir yapısı vardır. İşe yaramaz hale getirme veya zorla
emekli yapma müsteşarın devamlı kullandığı metod olmuştur.

8-
Türkiye şu anda ciddi bir şekilde diğer servislerin ve onların
ajanlarının akınına maruz kalmıştır. Bu konu ülkemiz için büyük problem
olarak görülse bile, müsteşarlık makamı bu konu hakkında hiç bir
faaliyet düşünmemiş ve operasyon yapmamıştır.

9- Teşkilatın
geneline yayılmış ahlaksızlıkta diğer bir problem olarak karşımıza
çıkmıştır. Alkolün etkisiyle kendinden geçerek, barlarda bildiği bütün
bilgileri anlatan ve sonrada alkol komasına giren personellerin durumu,
Müsteşarın teşkilatı nasıl sıkıntılı bir hale getirdiğinin bir
göstergesidir.

Hatta, teşkilat içinde yapılan bazı hareketler
ahlaksızlık sınırlarını dahi aşmıştır. Personelini, pavyona zorla
götürüp orada alem yapan, yabancı uyruklu kadınlarla yaşayıp, bu uğurda
arabasını dahi satıp yaşantısına devam eden müdürlerin varlığından
haberdar olup, yine kurumda çalışmasına göz yuman bir müsteşarın konumu
tartışılır hale gelmiştir. Personelin kullanması için açılan havuz,
idari işlerden sorumlu başkan tarafından bir kaç saatliğine kapatılmış,
sıkılmadan, MİT mensubu bayanları zorlayarak alem yapmıştır. Bu olayın
mesai içerisinde olması da, teşkilat içerisinde bazı makam ve güç sahibi
insanların ne kadar rahat olduklarını bizlere göstermiştir. Bu olayda,
Sayın Müsteşar tarafından kapatılarak sayın başkanımız isine
emekliliğine kadar devam etmiş, sayın Müsteşarımızın hiç tepkisi
görülmemiştir. Sadece 2 bayan, müsteşarın ekibinden tanıdıkları
olmadığından dolayı, günah keçisi olarak, zorla ve istekleri dışında
tayine tabi tutulmuştur. Sekreterine sarkıntılık eden ve hatta tecavüze
yeltenen, ses kayıtlarıyla belgelenen, sonrada korkutarak uzun süre buna
devam eden Şenkal Beyin yardımcıların durumları, normal hale gelmiştir.
Güvenli olması yönüyle açılan ve değişik olaylarda kullanılan gizli
evler, müdür ve başkanların harem evleri haline gelmiş, buralarda seks
partileri verilmiş, evlerin güvenliği teşkilat dışından kadınların
getirilmesi nedeniyle tehlikeye düşmüştür. Görevli olarak yurt dışına
kısa sureli çıkan müdür ve başkanlar, beraberinde götüreceği personel
seçiminde, gönül eğlendirme on plana çıkmıştır.

10- 4 Şubat 2002
tarihinde olan son olayda artık bu sıkıntıların doruk noktası olmuştur.
Müsteşar yardımcısı Cevat Beyin özel kalemi olan ve eski Müsteşar
yardımcısı Miktad Alpay beyin yeğeni olan M. adlı şahıs önce sekreterini
tabancasıyla öldürmüş, arkasından kendisi intihar etmiştir. Teşkilatın
örtülü ödenek kasasının takibini yapan M. Bey ile sekreter bayanın
arasında meydana gelen problemden Cevat Beyin ve Müsteşarımızın haberi
olmasına rağmen, bu sorunu kendi aralarında çözmelerini istemiş dışarıya
sızmamasını emretmiştir. Bu kadar önemli bir makamda böyle bir
problemin varlığı bilindiği halde nasıl olurda ilgili şahısların aynı
görevde devam ettirilmiş olması enteresandır.

11- Bütün bunlara
rağmen sayın müsteşarımız, hiç bir şey yokmuş gibi yaşamını devam
ettirebilmektedir. İstanbul Bölge başkanlığına tahsis edilmiş Kanlıca da
bulunan devlete ait bir villayı bir talimatnameyle alarak, müsteşarlık
makamına tahsis etmiştir. Tabii buna en çok sevinende Sayın müsteşarın
eşi İnci Hanım olmuştur. Bu villaya yapılan tadilat ve tefrişat masrafı
tam 800 milyarı bulmuştur. Teşkilat personelinin, islerini daha iyi
yapabilmek için istedikleri cüzi paralar kriz nedeniyle geri
çevrilirken, bir dönem oturduğumuz koltuklar ve makam, tarihi özellik
taşırken, diğer servislerin kullandığı teknik cihazları MİT mensupları
sadece filmlerde görürken, binalarımız tamamen dökülürken, emniyet ve
diğer güvenlik güçlerimizin yaptığı operasyonları sadece basından takip
eder duruma gelmişken, müsteşarımızın yaptığı bu kadar büyük ve gereksiz
harcama herkesi şaşkına çevirip çileden çıkarmıştır. Hatta sayın İnci
Hanımın İstanbul'a geldiğinde kullanabilmesi için yine bölgenin değişik
amaçlarla kullandığı 2 Jeep hanfendiye (teşkilattaki kullanımı ile)
tahsis edilmiştir. Bölgelerin yapacağı önemli faaliyetlerin sekteye
uğraması veya tamamen ortadan kalkması, sayın Atasagun için hiç önemli
görülmemiştir.

İnci Hanımın genel durumu da içler acısıdır. Aşırı
alkole olan bağımlılığı, kumara olan düşkünlüğü, Hanfendinin küçük
köpekleri için bir devlet memurunun görevlendirilmesi, havuza köpeği ile
girdikten sonra havuzun suyunun değiştirilmesi teklifi karşısında
–benim köpeğim buradaki herkesten daha temizdir- sözü başka bir şey
anlatmaya sanırım gereksinim bırakmaz.

12- Teşkilat bünyesinde
toplanan ve personelin ihtiyaçları anında kullanılma amacına yönelik
paralar, yaklaşık 4 trilyon TL, Müsteşar ekibi tarafından yok
edilmiştir. Hatta intihar hadisesi sonrası, ilgili şahsın piyasaya olan
borçlarının kapanması için, personelden başka amaçlar adı altında para
toplanmak istenmiş, personelin gerçeği öğrenmesi ile birlikte büyük
problemler yaşanmıştır.

13- İstanbul Pendik-D. mevkiinde bulunan
bir arsa, (personelin güvenliği gereği ada-pafta bilgilerinin detayını
vermek istemiyorum) müsteşarın bilgisi dahilinde, çok uygun alınarak
kooperatif binalar yapılmış, daire başına 7 500 000 000 (Yedi Milyar Beş
Yüz Milyon) TL ödenerek sahip olunmuştur. Bu dairelere, başkan ve
müdürler yakın akrabalarını da katarak 3-5 daire sahibi olmuşlardır. Bu
kadar ucuz maliyetle yapılan bu evler, bütün bölgelerde MİT gücünü
kullanarak ucuz arsa kapatılması furyası başlatmış, Sayın Müsteşar ve
ekibi gayrı mülk zenginleri haline gelmiştir.

14- Oyakbank eski
genel müdürü olan Coşkun Ulusoy ve bir siyasi partinin halen başkanı
olan birisi ile üvey akrabalıkları olduğu bilinen, İstanbul’un yeraltı
kesimiyle karanlık irtibatları olan bir başkanımız Sayın Atasagun ile
beraber hareket ederek, illegal operasyonlar planlayıp icra etmişlerdir.
Hatta faili meçhul cinayetlerin dahi bu ikili tarafından yapılarak,
baraj inşaatları adeta bu ekibin mezar arazisi haline getirilmiştir. Bu
operasyonların içerik ve işlenişi hep sır olarak, ne yazık ki
hafızalarda kalacaktır. Yakın dönemde olan bu cinayetlerin açığa
çıkartılması isteniyorsa, bu şahıs veya şahısların hayatları –yaptıkları
irdelenerek ancak açığa çıkartılabilir.

15- Teşkilata personel
alımı da ayrı bir araştırma konusudur. Başkanların, özellikle müsteşara
yakın ekibin çocukları için, teşkilata personel olarak girme çok
kolaydır. Mezun oldukları yüksek okulları hep bursla kazanmış olmasına
rağmen, girişlerde aranan yabancı dilden başarı bu başkan çocuklarında
bulunmamasına rağmen, ne yazık ki teşkilata sınav sonucu giren
personelin % 50 i, Şenkal Beyin başkanlığı döneminde hep başkan
akrabalarından olmuştur. Kalan % 30 ise, muhakkak teşkilatta bir şekilde
tanıdık bularak veya bir üst rütbeli subayın referansıyla
girebilmektedir. Özetle Sayın Atasagun'a yakın olan MİT personelinin
çocuklarının, teşkilata, özellikleri-mezun olduğu okulu-yabancı dil veya
dilleri bilmesi ile girmek mümkün görünmemektedir. Ne yazık ki,
teşkilatımızın geleceği getirilen askerlik şartı nedeniyle bir yere
girememiş, en son yaşı gereği bari bu konuma gireyim diyen başkan
çocuklarına emanet edilir hale gelmiştir.

16- Teşkilat çalışanlar
için yapılan güvenlik tahkikatında ne kadar hassas olunduğu
muhakkaktır. Aynı hassasiyetin, teşkilat içinde iş yapacak özel
şirketlere de uygulanması da elzemdir.

İstihbarat servislerinde,
temizlik işlerini yapacak personel, şubelerde rahatlıkla hareket ederek
iş yaptıklarından dolayı bu şahısların konumları çok önemlidir. Temizlik
firması çalışanları, MİT personeliyle karşılaşma yoğunluğu olması
nedeniyle, rahatlıkla dışarıya bu personelin durumları hakkında,
binaların yerleşik düzeni hakkında ve en önemlisi zaman içinde bazı
gizli bilgilere rastlantı veya özel gayretleriyle ulaşmaları mümkün
olmasına rağmen, sırf eski başkanlarımızdan olan Nuri Gündeşin olduğu
bilinen bir temizlik firmasına, bütün temizlik işleri ihale edilmiştir.
Müdürünün bile kullandığı aracın Hummer Jeep olduğunu söylenirse,
yapılan iş karşılığı yapılan ödemenin ne denli büyük olduğu görülebilir.
Bu şahısların sözleşmeli olarak personel olması söz konusu iken,
dışardan bu işi bir temizlik şirketine yaptırmanın mantığını anlamak
oldukça zordur. Bunun bir izahı bulunsa bile, bu şirketin güvenlik
tahkikatındaki seçiciliğin özenli olması muhakkaktır. Ne yazık ki, son
dönemde bölge başkanlıklarının, riyasetin temizlik işleri için seçilen
şirkette ve çalışanlar hakkında değişik şaibeler bulunmasına rağmen, bu
şirkette karar kılınması, akıllara “acaba sayın müsteşar ve ekibinin bu
firmayla olan bağı nedir” diye soru gelmektedir.

Yukarıda
anlattığım olaylar, Sayın Müsteşarın, teşkilatı bitirme adına
yaptıklarının sadece bir kesiti hakkında bilgi verebilir. Geçmişte
yaşadığımız bütün olaylar kaleme alınması halinde, problemin
büyüklüğünün birkaç kat daha büyük olduğu görülecektir.

Denetimsiz
olan ve elinde mutlaka yakın bir güç bulunduran kişilerin ya da
kurumların dejenere olması gibi, Milli İstihbarat Teşkilatı da, Sayın
Atasagun'un yaptıkları sayesinde dejenere olmuş, ihtirasları için,
siyasi çıkarları için, adeta kontrespiyonaj büyük bir operasyon
düzenleyerek, üzülerek söylemek gerekirse başka servislerin çalışanı
gibi hareket ederek, MİT adeta başka ülkelerin hesabına işler hale
gelmiştir.

Bütün bu sorunların önüne geçmek için, öncelikle
teşkilatı bilinçli olarak bu hale getiren bu düşünce sahibinin
değiştirilmesi ve yerine gönlünde Türkiye sevgisi taşıyan, çağın
koşullarını bilen, personel yönetiminden anlayan, güçlü iradeli bir
yöneticinin getirilmesi çözüm önerimin birinci aşamasıdır. Sonrası ise
dışarıdan bir denetim organı aracılığıyla denetlenmesidir.

Saygılarımla

Not:
Bu bilgilerin halkımız tarafından bilinmesi ve teşkilatın idaresinin
değişmesi temel amacımdır. Bu durumda konumumun sıkıntıya girmesi söz
konusu olsa bile emekli olmuş birisi olarak ilgili insanlardan bu
şekilde hesaplaşarak daha rahat uyumak istiyorum. Şimdiden yaptıklarınız
ve yapacaklarınız için teşekkür ederim.”

Eski bir MİT görevlisi"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 30
Nerden : Bursa

MesajKonu: Geri: MİT'de Temizlik   Paz Ocak 22, 2012 10:06 am

Önce
size, eski bir MİT görevlisince yazıldığı anlaşılan ve bir İnternet
sitesinde yayınlanan, aynı zamanda e-mail ile bize de gönderilen bir
yazıyı olduğu gibi sunuyoruz.

Dikkat ederseniz "bir MİT
görevlisinin yazdığı ifade edilen" gibi muğlak bir ifade kullanmıyor,
"bir MİT görevlisince yazıldığı anlaşılan" gibi kesin ifade
kullanıyoruz. Nedenini yazıyı okuduktan sonra yapacağımız yorumda
bulacaksınız.



"Atasagun’un MİT’inde neler oluyor?
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın değişik kademelerinde alnımın akı ile görev yapmış bir kişi olarak bu mektubu size gönderiyorum.

Bilgilerin
bulunup değerlendirilmesi adına yapılan araştırmalarda, teknolojik ve
insan faktörlü kaynakları kullanarak çalışmalar yapmanın zorluğu
yanında, bilginin yerinde ve zamanında kullanılmasını bilmek,
istihbaratçılığın özünü oluşturur. Bu açıdan bakıldığı takdirde,
yaptığınız çalışmalarınızdan dolayı, öncelikle sizleri kutluyorum.
Çünkü, kimsenin cesaret edemediği konulara, büyük bir özveri ve güvenle
ve tamamen belgeye dayanarak çok önemli bir işi başarıyorsunuz.

Son
günlerde, MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI’nın basında-gazetelerde manşet
olacak kadar zafiyete düşürülmesi adına hareket eden Sayın Şenkal
Atasagun ve ekibinin yaptıkları, akl-ı selim her kesim tarafından
tepkiyle karşılandığı gibi, bir eski çalışan olarak beni de derinden
yaralamıştır. Bu ekibin yaptıklarının Türk halkı tarafından bilinmesinin
vaktinin geldiği ve hatta geçtiğini düşünerek bu mektubu kaleme aldım.
Verdiğim bazı bilgilerin, teşkilatın sır olarak niteleyeceği hususlar
olsa bile, bu konuların bilinmesi halinde, sayın müsteşar ve ekibinin ne
denli bir hıyanet içinde oldukları ancak görülebilecektir.

Türkiye’nin
can damarı konumunda olan kurumlar içinde de, diğer devlet kurumlarda
olduğu gibi, çürük insanlar elbette çıkacaktır. Fakat, bu tür kurumları
hiçbir zaman esas hedef almadan , hatalı olanın kurumun içindeki
kişilerin olduğunun, bastıra bastıra ifade edilmesi gerekir. Çünkü
askerimizin ve diğer kurumlarımızın yara alması, bu tür çürük insanların
ve onların bağlı olduğu değişik ekiplerin daha çok menfaatine
olacaktır.

Bu can damarı kurumlarından birisi, yaptığı iş gereği
belki de en önemlisi, Milli İstihbarat Teşkilatı’dır. Uzun yıllar görev
aldığım, müsteşarın en yakınında dahi -ne yazık ki- görev aldığım bu
kurum içinde, üzülerek söylemek gerekirse yazdığınız konulara yakın
problemler ve kişiler bulunmuştur ve halen de bulunmaktadır. Ben
sizlere, kesinlikle MİT teşkilatını küçük düşürmek ve uzun bir dönem
görev yaptığım kurumumdan çok kötü olarak bahsetmek istemem. Çünkü,
görev yaptığım yıllar içinde, mesai arkadaşlarım içinde vatansever
insanların varlığı beni hep heyecanlandırmıştır. Esas problem,
teşkilatın başında müsteşar olarak 6 yıldır görev yapan Şenkal Atasagun
Bey ve onun çıkar ilişkili ekibidir.

MİT, Türkiye’mizin çıkarları
adına, ulusal ve uluslar arası düzeyde haber toplama faaliyeti yürüten,
bunu belli çalışma prensipleri (derlediği haberleri ulusal çıkarlar
için kullanması, haber toplamada insan unsurunun nitelikli olması ve
nitelikli insanlardan güç alması gibi) doğrultusunda yapması gerekirken,
ne yazık ki kötü yönetim sayesinde, yıllardan beri ülke menfaatleri
için bırakın faydalı olmayı, büyük bir tehlike oluşturmaya başlamıştır.

MİT,
kurulduğu ilk yıllardan itibaren, bir türlü sivilleşme ve atılım adına
faaliyetlerini yapamamıştı. Sönmez Köksal’ın başlattığı sivilleşme ve
yenilik çalışmaları, Sayın Şenkal Atasagun’un göreve gelmesiyle (veya
getirilmesiyle), tekrar eski günlerine, hatta daha farklı bir konuma
düşürülmüştür. Adeta bir plan dahilinde çalışmalar yapılarak, teşkilat
tamamen ülke menfaatleri aleyhinde, iş yapmayan, müsteşarın saltanatını
sürdürdüğü bir kurum yapısına kavuşturulmuştur.

Şenkal Atasagun ve ekibinin yaptığı bu icraatları!!! sizlere sıralamak istiyorum:

1-
Teşkilat, müsteşarın özel sayılabilecek gayretleri sonucu insan
kaynaklı haber toplama faaliyetlerinden uzaklaştırılmıştır. Burada
yaşanan eksiklikler, ne yazık ki, diğer servislerle kurulan ilişkilerde
elde edilen bilgilerle giderilmeye çalışılmıştır. En son İstanbul’da
cereyan etmiş Sinagog ve HSBC bombalamalarında, istihbarat zaafının ne
denli had safhaya ulaştığını, en tehlikeli radikal bir grubun hakkında
bile istihbarat yapılmadığının görülmesi, teşkilatın düşürüldüğü
acınacak hali gözler önüne sermiştir.

Fakat ne acıdır ki, bilgi
alışverişi yapılması gereken her servis toplantısında, kendi güvenlik
makamlarımıza bile vermekten imtina ettiğimiz bilgiler büyük bir
rahatlıkla diğer servislere verilerek, vatana ihanet edilmiş ve
edilmektedir. Verilen bunca bilginin karşılığında ise somut olarak
hiçbir şey elde edilememiş, teşkilat bir kısım servislerin haber toplama
aparatı haline getirilmiştir. Çok gizli addedilen bilgilerin verildiği
bu servislerde, kendi ülkemizde, güvenlik kurumlarımız arasında (Emniyet
Gen. Müd. gibi) bu bilgileri kendi istihbaratlarının ürünü gibi
göstererek kullanmış ve istedikleri operasyonları rahatlıkla
yapabilmişlerdir. Normal şartlarda verilen bilgilerin en küçüğünün bile
formel olmayan yollardan ilgili servislere aktarılmasının tespiti
durumunda vatana ihanetten yargılanacak insanlar, mutlak güçleri ve
denetimsizlik sayesinde makamlarında oturdukları yerden istedikleri her
şey verilmiştir

2- Haber toplama ve değerlendirme sıfırlanmış,
yapılan birkaç güzel operasyonla işler idare edilir hale getirilmiştir.
Şenkal Atasagun’un, MGK, Cumhurbaşkanlık ve Başbakanlık makamlarına
yaptığı arzlar standart hale gelmiş, bir önceki arzda kullanılan
ifadelerin değişimi bile düşünülmemiş, mükerrer vakalar yeniden
işlenmiş, Apo'nun bir servis tarafından tespiti yapıldıktan sonra,
paketlenip, kiralanmış bir uçağın içine kadar teslim edilmesi, Sakık'ın
yakalanması gibi operasyonlar, Müsteşarın ve ekibinin etkisinin olmadığı
halde onların başarısı olarak lanse edilerek, başta Cumhurbaşkanımız,
uzun bir dönem sayın Ecevit, kısacası hem siyasi hem de askeri kesim
uyutularak bazı siyasi çevrelerin istismarına müsaade edilmiştir.

3-
Sayın Şenkal Atasagun, göreve geldiği günden itibaren dünyanın bir çok
ülkesine geziler düzenlemiş ve oradaki servis başkanlarıyla
–güya-görüşmeler yapmıştır. Fakat yapılan bu görüşmelerde gündeme
getirilen konular, verilen bilgi ve belgeler açıklık kazanmamış, en
yakınında olan bizlerin-başkan, daire başkanları- dahi bilgisi olmamış,
akabinde bu geziler formel raporlarla geçiştirilmiştir. Teşkilatın,
satın alınan ve uzak menzillere rahatlıkla seyahatler düzenleyebilecek
kapasitedeki uçağı, müsteşarın keyif ve eğlence mekanı olmuştur. Gidilen
ülkelere yapılan seyahatlerin getirisinin ne olduğu, yapılan
operasyonlar ve toplanan bilgilerle ortadadır. Teşkilatın çalışma
prensiplerinden dolayı, bu geziler hakkında teşkilatın bağlı olduğu
başbakanlık makamına dahi bilgi verilmesi söz konusu olmadığından
dolayı, gezilerin hangi ülkelere yapılacağı sadece Şenkal Beyin
kararıyla olmaktadır. Dünyada görülecek hiçbir ülke bırakmayacak şekilde
gezen müsteşarın, sadece bu gezilere harcadığı masrafların ortaya
konulması bile, dünyada Şenkal Beyden daha rahat yaşam süren bir
idarecinin olmadığını göstermesi adına bir fikir verir.

4-
Personel, özgüven ve çalışma azminden bilinçli ve sistematik bir şekilde
soğutulmuş, vatan-millet için çalışma duygusu ve özveri yok edilmiş ve
insanlarda “biz zaten filanca servislerin uydusuyuz” anlayışı
oluşturulmuştur. Bölgelerde çalışan haber toplayıcı personel başta olmak
üzere, gittiği bölgeye bağlı olarak yılını tamamlama ve yıllar içinde
kimseye problem olmadan sadece günlük rutin işlerini yapıp,
Müsteşarlığın bulunduğu riyaset makamındaki Müsteşar ve ekibine şirin
görünmek için bölgesel hediyeler taşıyan, başarının değil de sadece bu
ekibin adamının olunması halinde terfi edilmesi gibi etkenler,
çalışmanın tamamen durduğu bir teşkilat yapısını oluşturmuştur.

5-
Gizli servis çalışanlarının istifa etmesi önemli bir olaydır. Oysa
teşkilatımızda onlarca insan istifa etmiştir ve halen bu devam
etmektedir. Son dönemde, personele değer verilmediğini hissettiren
uygulamalar, çalışmalarda merkeziyetçi yaklaşımlarla inisiyatifin
tamamen bölge ve personelden alınarak asli görevlerin yerine
getirilmesinin önlenmesi, bürokratik yük gibi engellemeler sayesinde
çalışmaların önü kapanacak tarza (kasten ) getirilmiştir. Ülkemizin
sayılı üniversitelerden mezun olmuş teknik veya meslek memuru
statüsündeki yetişmiş bu insanlar , birer birer istifanın eşiğine
getirilmiştir. Bu kadar yüksek oranda olan bu istifalar, Şenkal Beyde en
ufak bir tepki oluşturmamış, –ayrılan ayrılsın, kalan bizimdir-
düşüncesini dahi ifade ederek, istifalar adeta teşvik edilmiştir.

6-
Sayın Müsteşar, Almanya'ya kimlik kartı ile iltica eden MİT personeli
ile ilgili gelişmeleri gizleyip, bu olaydan sonra dahi, son döneme
kadar, diğer personelin kimlik kartlarını değiştirmekle ilgili
çalışmalarda dahi bulunmamıştır. Bu kimliğin, diğer servislerin veya
illegal örgütlerin eline geçmesinin ne kadar sıkıntı doğuracağı
muhakkaktır.

7- Gizli servislerde çalışan insanların maddi ve
manevi tatmin edilemediği durumda, kendilerine verilen gücü illegal
olarak kullandıkları görülen bir durumdur. Bu problem bizim teşkilatımız
içinde söz konusudur.

Teşkilat hakkında bilgilendirme ve
tanıtım amacına yönelik açılan www.MİT.gov.tr adlı sitede personelin
özlük hakları hakkında verilen bilgiler, kuru bir yalandan başka bir şey
değildir.

Sayın Müsteşarın göreve geldiği günden itibaren,
teşkilatın yeniden organize edilmesinde hep görev verdiği şahsı,
çıkarları adına kullanamayacağını anlayınca görevden alıp, yüksek koruma
gerektiği halde Araştırma Planlama Koordinasyon –APK- birimi kurarak
teşkilatın dışına iterek girişini yasaklayacak kadar şartları zorlayarak
emekli edip, emekli olduktan sonrada Şenkal Atasagun'un adamları
tarafından kapısının önünde adeta mesaj verir ve öç alır gibi dövdürüp
hastanelik etmiş, akabinde de başkan seviyesindeki bu mesai arkadaşını
kendi haline terk ederek hiçbir yardımda bulunmamıştır. MİT mensupları,
can korkusundan dolayı haklı olarak artık sokaklarda dolaşamaz, kırsal
operasyonlara çıkmaz, hatta ailesi ile birlikte dahi bir yere gidemez
hale getirilmiştir.

Kendisine alternatif olarak gördüğü herkesi
devre dışı bırakmada mahir olan ve aşırı kin tutma özelliği bulunan
sayın Atasagun, önemli bir bölge başkanı olan mesai arkadaşını dahi,
“Teşkilatın iktidarlı Bayan Başkanı” şeklinde basına deşifre edecek
kadar hırslı bir yapısı vardır. İşe yaramaz hale getirme veya zorla
emekli yapma müsteşarın devamlı kullandığı metod olmuştur.

8-
Türkiye şu anda ciddi bir şekilde diğer servislerin ve onların
ajanlarının akınına maruz kalmıştır. Bu konu ülkemiz için büyük problem
olarak görülse bile, müsteşarlık makamı bu konu hakkında hiç bir
faaliyet düşünmemiş ve operasyon yapmamıştır.

9- Teşkilatın
geneline yayılmış ahlaksızlıkta diğer bir problem olarak karşımıza
çıkmıştır. Alkolün etkisiyle kendinden geçerek, barlarda bildiği bütün
bilgileri anlatan ve sonrada alkol komasına giren personellerin durumu,
Müsteşarın teşkilatı nasıl sıkıntılı bir hale getirdiğinin bir
göstergesidir.

Hatta, teşkilat içinde yapılan bazı hareketler
ahlaksızlık sınırlarını dahi aşmıştır. Personelini, pavyona zorla
götürüp orada alem yapan, yabancı uyruklu kadınlarla yaşayıp, bu uğurda
arabasını dahi satıp yaşantısına devam eden müdürlerin varlığından
haberdar olup, yine kurumda çalışmasına göz yuman bir müsteşarın konumu
tartışılır hale gelmiştir. Personelin kullanması için açılan havuz,
idari işlerden sorumlu başkan tarafından bir kaç saatliğine kapatılmış,
sıkılmadan, MİT mensubu bayanları zorlayarak alem yapmıştır. Bu olayın
mesai içerisinde olması da, teşkilat içerisinde bazı makam ve güç sahibi
insanların ne kadar rahat olduklarını bizlere göstermiştir. Bu olayda,
Sayın Müsteşar tarafından kapatılarak sayın başkanımız isine
emekliliğine kadar devam etmiş, sayın Müsteşarımızın hiç tepkisi
görülmemiştir. Sadece 2 bayan, müsteşarın ekibinden tanıdıkları
olmadığından dolayı, günah keçisi olarak, zorla ve istekleri dışında
tayine tabi tutulmuştur. Sekreterine sarkıntılık eden ve hatta tecavüze
yeltenen, ses kayıtlarıyla belgelenen, sonrada korkutarak uzun süre buna
devam eden Şenkal Beyin yardımcıların durumları, normal hale gelmiştir.
Güvenli olması yönüyle açılan ve değişik olaylarda kullanılan gizli
evler, müdür ve başkanların harem evleri haline gelmiş, buralarda seks
partileri verilmiş, evlerin güvenliği teşkilat dışından kadınların
getirilmesi nedeniyle tehlikeye düşmüştür. Görevli olarak yurt dışına
kısa sureli çıkan müdür ve başkanlar, beraberinde götüreceği personel
seçiminde, gönül eğlendirme on plana çıkmıştır.

10- 4 Şubat 2002
tarihinde olan son olayda artık bu sıkıntıların doruk noktası olmuştur.
Müsteşar yardımcısı Cevat Beyin özel kalemi olan ve eski Müsteşar
yardımcısı Miktad Alpay beyin yeğeni olan M. adlı şahıs önce sekreterini
tabancasıyla öldürmüş, arkasından kendisi intihar etmiştir. Teşkilatın
örtülü ödenek kasasının takibini yapan M. Bey ile sekreter bayanın
arasında meydana gelen problemden Cevat Beyin ve Müsteşarımızın haberi
olmasına rağmen, bu sorunu kendi aralarında çözmelerini istemiş dışarıya
sızmamasını emretmiştir. Bu kadar önemli bir makamda böyle bir
problemin varlığı bilindiği halde nasıl olurda ilgili şahısların aynı
görevde devam ettirilmiş olması enteresandır.

11- Bütün bunlara
rağmen sayın müsteşarımız, hiç bir şey yokmuş gibi yaşamını devam
ettirebilmektedir. İstanbul Bölge başkanlığına tahsis edilmiş Kanlıca da
bulunan devlete ait bir villayı bir talimatnameyle alarak, müsteşarlık
makamına tahsis etmiştir. Tabii buna en çok sevinende Sayın müsteşarın
eşi İnci Hanım olmuştur. Bu villaya yapılan tadilat ve tefrişat masrafı
tam 800 milyarı bulmuştur. Teşkilat personelinin, islerini daha iyi
yapabilmek için istedikleri cüzi paralar kriz nedeniyle geri
çevrilirken, bir dönem oturduğumuz koltuklar ve makam, tarihi özellik
taşırken, diğer servislerin kullandığı teknik cihazları MİT mensupları
sadece filmlerde görürken, binalarımız tamamen dökülürken, emniyet ve
diğer güvenlik güçlerimizin yaptığı operasyonları sadece basından takip
eder duruma gelmişken, müsteşarımızın yaptığı bu kadar büyük ve gereksiz
harcama herkesi şaşkına çevirip çileden çıkarmıştır. Hatta sayın İnci
Hanımın İstanbul'a geldiğinde kullanabilmesi için yine bölgenin değişik
amaçlarla kullandığı 2 Jeep hanfendiye (teşkilattaki kullanımı ile)
tahsis edilmiştir. Bölgelerin yapacağı önemli faaliyetlerin sekteye
uğraması veya tamamen ortadan kalkması, sayın Atasagun için hiç önemli
görülmemiştir.

İnci Hanımın genel durumu da içler acısıdır. Aşırı
alkole olan bağımlılığı, kumara olan düşkünlüğü, Hanfendinin küçük
köpekleri için bir devlet memurunun görevlendirilmesi, havuza köpeği ile
girdikten sonra havuzun suyunun değiştirilmesi teklifi karşısında
–benim köpeğim buradaki herkesten daha temizdir- sözü başka bir şey
anlatmaya sanırım gereksinim bırakmaz.

12- Teşkilat bünyesinde
toplanan ve personelin ihtiyaçları anında kullanılma amacına yönelik
paralar, yaklaşık 4 trilyon TL, Müsteşar ekibi tarafından yok
edilmiştir. Hatta intihar hadisesi sonrası, ilgili şahsın piyasaya olan
borçlarının kapanması için, personelden başka amaçlar adı altında para
toplanmak istenmiş, personelin gerçeği öğrenmesi ile birlikte büyük
problemler yaşanmıştır.

13- İstanbul Pendik-D. mevkiinde bulunan
bir arsa, (personelin güvenliği gereği ada-pafta bilgilerinin detayını
vermek istemiyorum) müsteşarın bilgisi dahilinde, çok uygun alınarak
kooperatif binalar yapılmış, daire başına 7 500 000 000 (Yedi Milyar Beş
Yüz Milyon) TL ödenerek sahip olunmuştur. Bu dairelere, başkan ve
müdürler yakın akrabalarını da katarak 3-5 daire sahibi olmuşlardır. Bu
kadar ucuz maliyetle yapılan bu evler, bütün bölgelerde MİT gücünü
kullanarak ucuz arsa kapatılması furyası başlatmış, Sayın Müsteşar ve
ekibi gayrı mülk zenginleri haline gelmiştir.

14- Oyakbank eski
genel müdürü olan Coşkun Ulusoy ve bir siyasi partinin halen başkanı
olan birisi ile üvey akrabalıkları olduğu bilinen, İstanbul’un yeraltı
kesimiyle karanlık irtibatları olan bir başkanımız Sayın Atasagun ile
beraber hareket ederek, illegal operasyonlar planlayıp icra etmişlerdir.
Hatta faili meçhul cinayetlerin dahi bu ikili tarafından yapılarak,
baraj inşaatları adeta bu ekibin mezar arazisi haline getirilmiştir. Bu
operasyonların içerik ve işlenişi hep sır olarak, ne yazık ki
hafızalarda kalacaktır. Yakın dönemde olan bu cinayetlerin açığa
çıkartılması isteniyorsa, bu şahıs veya şahısların hayatları –yaptıkları
irdelenerek ancak açığa çıkartılabilir.

15- Teşkilata personel
alımı da ayrı bir araştırma konusudur. Başkanların, özellikle müsteşara
yakın ekibin çocukları için, teşkilata personel olarak girme çok
kolaydır. Mezun oldukları yüksek okulları hep bursla kazanmış olmasına
rağmen, girişlerde aranan yabancı dilden başarı bu başkan çocuklarında
bulunmamasına rağmen, ne yazık ki teşkilata sınav sonucu giren
personelin % 50 i, Şenkal Beyin başkanlığı döneminde hep başkan
akrabalarından olmuştur. Kalan % 30 ise, muhakkak teşkilatta bir şekilde
tanıdık bularak veya bir üst rütbeli subayın referansıyla
girebilmektedir. Özetle Sayın Atasagun'a yakın olan MİT personelinin
çocuklarının, teşkilata, özellikleri-mezun olduğu okulu-yabancı dil veya
dilleri bilmesi ile girmek mümkün görünmemektedir. Ne yazık ki,
teşkilatımızın geleceği getirilen askerlik şartı nedeniyle bir yere
girememiş, en son yaşı gereği bari bu konuma gireyim diyen başkan
çocuklarına emanet edilir hale gelmiştir.

16- Teşkilat çalışanlar
için yapılan güvenlik tahkikatında ne kadar hassas olunduğu
muhakkaktır. Aynı hassasiyetin, teşkilat içinde iş yapacak özel
şirketlere de uygulanması da elzemdir.

İstihbarat servislerinde,
temizlik işlerini yapacak personel, şubelerde rahatlıkla hareket ederek
iş yaptıklarından dolayı bu şahısların konumları çok önemlidir. Temizlik
firması çalışanları, MİT personeliyle karşılaşma yoğunluğu olması
nedeniyle, rahatlıkla dışarıya bu personelin durumları hakkında,
binaların yerleşik düzeni hakkında ve en önemlisi zaman içinde bazı
gizli bilgilere rastlantı veya özel gayretleriyle ulaşmaları mümkün
olmasına rağmen, sırf eski başkanlarımızdan olan Nuri Gündeşin olduğu
bilinen bir temizlik firmasına, bütün temizlik işleri ihale edilmiştir.
Müdürünün bile kullandığı aracın Hummer Jeep olduğunu söylenirse,
yapılan iş karşılığı yapılan ödemenin ne denli büyük olduğu görülebilir.
Bu şahısların sözleşmeli olarak personel olması söz konusu iken,
dışardan bu işi bir temizlik şirketine yaptırmanın mantığını anlamak
oldukça zordur. Bunun bir izahı bulunsa bile, bu şirketin güvenlik
tahkikatındaki seçiciliğin özenli olması muhakkaktır. Ne yazık ki, son
dönemde bölge başkanlıklarının, riyasetin temizlik işleri için seçilen
şirkette ve çalışanlar hakkında değişik şaibeler bulunmasına rağmen, bu
şirkette karar kılınması, akıllara “acaba sayın müsteşar ve ekibinin bu
firmayla olan bağı nedir” diye soru gelmektedir.

Yukarıda
anlattığım olaylar, Sayın Müsteşarın, teşkilatı bitirme adına
yaptıklarının sadece bir kesiti hakkında bilgi verebilir. Geçmişte
yaşadığımız bütün olaylar kaleme alınması halinde, problemin
büyüklüğünün birkaç kat daha büyük olduğu görülecektir.

Denetimsiz
olan ve elinde mutlaka yakın bir güç bulunduran kişilerin ya da
kurumların dejenere olması gibi, Milli İstihbarat Teşkilatı da, Sayın
Atasagun'un yaptıkları sayesinde dejenere olmuş, ihtirasları için,
siyasi çıkarları için, adeta kontrespiyonaj büyük bir operasyon
düzenleyerek, üzülerek söylemek gerekirse başka servislerin çalışanı
gibi hareket ederek, MİT adeta başka ülkelerin hesabına işler hale
gelmiştir.

Bütün bu sorunların önüne geçmek için, öncelikle
teşkilatı bilinçli olarak bu hale getiren bu düşünce sahibinin
değiştirilmesi ve yerine gönlünde Türkiye sevgisi taşıyan, çağın
koşullarını bilen, personel yönetiminden anlayan, güçlü iradeli bir
yöneticinin getirilmesi çözüm önerimin birinci aşamasıdır. Sonrası ise
dışarıdan bir denetim organı aracılığıyla denetlenmesidir.

Saygılarımla

Not:
Bu bilgilerin halkımız tarafından bilinmesi ve teşkilatın idaresinin
değişmesi temel amacımdır. Bu durumda konumumun sıkıntıya girmesi söz
konusu olsa bile emekli olmuş birisi olarak ilgili insanlardan bu
şekilde hesaplaşarak daha rahat uyumak istiyorum. Şimdiden yaptıklarınız
ve yapacaklarınız için teşekkür ederim.”

Eski bir MİT görevlisi"



Şimdi gelelim bu mektup ile ilgili yorumlara;

Evet, yukarıda da belirttiğim gibi bunu yazan eski bir MİT görevlisi. Zira bu bilgilerin bir kısmından benim de haberim var.

Yazıyı
yazan büyük bir olasılıkla 7.nci maddede bahsi geçen ve bir zamanlar
Şenkal Atasagun'un sağ kolu olan eski Operasyon Başkanı Engin olabilir.
Nedeni bilinmez, sonra araları fena halde bozulmuştu. Şenkal onun
hakkında "Deprem yardımını zimmetine geçirmek ve eski eser kaçakçılığı
yapmak" suçlamasıyla soruşturma açtırmış ve görevinden alarak APK
(Araştırma Planlama Koordinasyon) Başkanlığı emrine verdirmiş, daha önce
karargah binalarında görev yapan APK Başkanlığını da teşkilat
karargahının dışına çıkartmıştı. O da Şenkal'ı çeşitli yolsuzluk ve
mesleki hatalarla suçlamıştı. Yanılmıyorsam konu Başbakanlık
müfettişlerince soruşturuldu.

Anlaşıldığı kadarıyla kavga o kadar büyümüş ki sonunda Şenkal'ın adamları Engin'i dövüp hastanelik etmişler.

Engin,
ben henüz ABD'de görevdeyken Ankara Bölge Başkanıydı. Devamlı olarak
benim yakınlarımı takip ettiriyordu. Bir keresinde takipçiler oğlumun
çoğunlukla birlikte gezdiği yakın bir arkadaşını sıkıştırıp bir güzel
dövdüler. Demek bu işler sırayla. Etme-bulma dünyası..

Aldığım
duyumlara göre bu günlerde Şenkal'ın vurmalı-kırmalı işlerini has
adamları Kaşif ve Ender yürütüyormuş. Herhalde ikisi de çok başarılı
çalışıyorlar ki başkan yardımcılığına terfi etmişler!..

Kaşif
bildiğiniz malum kişi. Hani şu etrafına, beni Amerika'dan kelepçeleyip
getireceğini söyleyen, Atasagun tarafından yabancı istihbarat
servislerine "Bin Ladin'i yakalayabilecek tek kişi" olarak takdim edilen
meşhur kişi. Ender ise ismi Kemal Horzum ile anılan bir müsteşar
yardımcısının damadı. Şimdi bütün önemli operasyonları bunlar
yürütüyorlarmış!...

9.ncu maddede bahsi geçen yüzme havuzu
skandalının kahramanı eski İdari İşler Başkanı Cengiz Metin. Bu Cengiz
Metin'in ilk olayı da değil. Bölge Müdürlüğünden beri birkaç kez bu tip
taciz olayında başrol oyuncusu oldu. Ahlaki zaaflarına rağmen tıkır
tıkır terfi ederek Başkanlık seviyesine kadar geldi.

MİT'ten
emekli olanlara (benim gibi zorunlu emekli edilenler hariç) bir hizmet
belgesi ile şilt verilir. Herhalde Cengiz Metin'e de "Milli İstihbarat
Teşkilatı'nda uzun yıllar feragat ve fedakarlıkla çalışarak Milli
Görevimize katkıda bulundunuz. Bu verimli çalışmalarınız, geride kalan
mesai arkadaşlarınız tarafından daima şükranla anılacaktır. Yeni
yaşantınızda Teşkilatımız mensupları adına sağlık, mutluluk ve başarılar
dilerim. Şenkal Atasagun, MİT Müsteşarı" yazılı Hizmet Belgesi
verilmiştir. Tabii ki verilecek. Havuz başında fedakarca ve verimli bir
şekilde mesai yapmak kolay iş mi?

Aynı maddede "Sekreterine
sarkıntılık eden ve hatta tecavüze yeltenen, ses kayıtlarıyla
belgelenen, sonrada korkutarak uzun süre buna devam eden Şenkal Beyin
yardımcısı" şeklinde bahsi geçen kişi bazı gazetecilerin tabiri ile
MİT’in efsanevi ikinci adamı Miktad Alpay. Hani şu MİT'in Başbakan için
hazırladığı Susurluk raporunun arasına Fethullah Gülen'in adını da
sokuşturuveren ünlü MİT'ci. Bu günlerde, bir zamanlar küfür ettiği
kişilerle diyalog kurup, kıl payı ile kaybettiği MİT Müsteşarlığını
yeniden elde etmek çabasındaymış. Biliyorsunuz tam müsteşar olacakken
"Alevi" olduğu söylentisi ile müsteşarlığı Atasagun'a kaptırmıştı.
Aleviliğini bilmem ama Ermenilik konusunda bir bağlantısı var mı,
araştırılsa daha isabetli olur derim. Alpay'ın yukarıdaki konusuna daha
önce Özel Operasyonlar başlıklı yazımızda da değinmiştik.

Eski
bir MİT görevlisinin mektubundan, Şenkal'ın da bu tip işlere bulaştığı
gibi bir yanlış bir anlam çıkabilir. Doğrusunu söylemek gerekirse onun
bu tip işlerle hiç ilgisi yoktur. Onun hayatındaki tek kadın eşidir.
Ben onların arasındaki münasebeti aynen Sayın Bülent Ecevit ile Rahşan
hanım arasındaki münasebete benzetirim. Tabii ki bazı ufak farklar var.
Rahşan hanımın daha kültürlü olduğu, lükse değil de politikaya
düşkünlüğü, Bülent Bey'in duygusallığı ve şairliği gibi...

Bülent
bey eşi istedi diye nasıl af çıkarttı ise, Şenkal da eşi istedi diye
villa tefrişine devletin 800 milyar parasını harcamıştır. İnci isteyecek
de Şenkal yapmayacak mümkün mü?

Biz bu lüks ve villa düşkünlüğünü daha önce İnci Sultan Köşkü başlıklı yazımızda yayınlamış, 11.nci maddede bahsi geçen Kanlıca'daki villadan da bahsetmiştik.

İnci
Sultan'ın küçük köpeği ile havuza girdikten sonra havuzun suyunun
değiştirilmesi teklifi karşısında "benim köpeğim buradaki herkesten daha
temizdir" sözünü hiç yadırgamadım. Tam ona uygun bir tarz. Ne MİT'teki
insanlara ne de Türk insanına hiç tahammülü yoktur.

Köpeğe
sadece havuz değil, MİT'e ait uçakların da tahsis edildiği anlatılıyor.
Nasıl lüks yaşam ama. Sanki petrol zengini Arap Şeyhi, Hilton
otellerinin varisi mübarekler...

Eski bir MİT görevlisinin
mektubunda geçen konuların çoğu hakkında bilgimiz var. Ancak 6.ncı
maddede bahsi geçen "Almanya'ya kimlik kartı ile iltica eden MİT
personeli" ile ilgili gelişmeleri yeni duyuyoruz. Birçok rezalet gibi
gizlenen bu olay, Atasagun devrinde teşkilatın ne hale geldiğinin açık
bir belirtisi.

Keza 12.nci maddede bahsi geçen 4 trilyon TL ile
13.ncü maddede bahsi geçen İstanbul Pendik-D. mevkiindeki kooperatif
konusunu da bilmediklerimiz arasında. Gerçi bu MİT'de kooperatifçilik
işi yeni bir şey değil. Senelerdir gittikçe yozlaşan bir şekilde mevcut.

14.ncü
maddede bahsi geçen Oyakbank eski genel müdürü olan Coşkun Ulusoy ve
bir siyasi partinin halen başkanı olan birisi ile üvey akrabalıkları
olduğu bilinen, İstanbul’un yeraltı kesimiyle karanlık irtibatları olan
MİT başkanının kim olduğunu tahmin edebiliyorum. Ancak yanlış yapmamak
için isim vermeyeceğim.

Bu maddede önemli bir iddia var.
Atasagun ve MİT Başkanı cinayetlerle suçlanıyor ve baraj inşaatlarının
bu faili meçhul cinayetlerin mezarlığı haline geldiği söyleniyor. Eğer
bunlar doğru ve ise Şenkal'ın pek az kalan müsteşarlık saltanatından
sonra başı bir hayli ağrıyacak demektir. Daha görevdeyken hakkında bu
kadar şikayet varsa, ayrıldıktan sonra neler çıkar neler...

Yeraltı
ile karanlık ilişkiler denince, son günlerde sahte pasaportla
yurtdışına kaçan Alaattin Çakıcı'nın Beşiktaş Kulübü ile bağlantısı akla
geliyor. Basında yer alan haberlere göre Alaattin Çakıcı'ya yurtdışı
vizesi için gereken BJK evrakını yakın dostu olarak bilinen Menajer
Sinan Engin sağlamış. Acaba koyu bir Beşiktaşlı olan Şenkal Atasagun'un
da bu düzenlemeden bilgisi var mı?

Biliyorsunuz MİT'te Çakıcı
ile ilk teması kuran ve yine son olarak Çakıcı'yı Fransa'da yakalanmadan
önce operasyonel faaliyetlerde kullanan Şenkal Atasagun'dur. Kim bilir
belki de bir süre önce Atasagun'un MİT'in İstanbul Beşiktaş
Serencebey'deki Sosyal Tesislerde Beşiktaş Kulübü yöneticilerine verdiği
olağan dışı yemekte bu konu da konuşulmuştur!..

16.ncı maddede
bahsedilen hususlar tam bir facia. Gizli teşkilatın temizlik işleri özel
bir firmaya bırakılmış. Hem de kime? Teşkilatın en şaibeli eski mensubu
Nuri Gündeş'e. Oldu olacak teşkilatın güvenlik işlerini de Gündeş'e
verseydiniz de dört dörtlük olsaydı.

Nuri Gündeş'in ortağı olduğu
ve finansal işler ve müşteri ilişkilerinden sorumlu bulunduğu Panter
isimli şirket, 1996 yılında kurulmuş, güvenlik sektöründe faaliyet
gösteren ve 3 ortaklı bir şirket. Aynı ortaklar 2000 yılında Pantem
isimli bir temizlik şirketi de kurmuşlar. Temizlik şirketini,
ortaklardan biri olan ve uzun yıllar turizm alanında çalışmış bulunan
1952 doğumlu, Nuri Can İzgi yürütüyor.

Panter ve Pantem
şirketleri İntergen Enerji, Elit Residance, İzmir Büyükşehir Metrosu,
Gima ve Endi mağazaları gibi kuruluşlara hizmet veriyorlar. Ayrıca Nuri
Gündeş’in Panter Güvenlik Şirketi, Büyük Klüp, İstanbul’daki mason
locaları gibi yerlerin güvenliğini de sağlıyor. Yakın tarihte bombalanan
İstanbul Yakacık’taki Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’ da
buna dahil.

Muhalif yazı ve beyanatları ile tanınan ve 'Amerikan
Müdahaleciliği' isimli kitabı aleyhine İstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nce açılan davayı izlemeye İstanbul'a gelen Amerikalı filozof
ve dilbilimci Noam Avram Chomsky'i de Nuri Gündeşler korumuş.

******
Hava Limanı’nda sanatçı Şanar Yurdatapan ile Mısır Çarşısı’ndaki
bombalama olayında adı geçen Pınar Selek'in karşıladığı Chomsky'nin
gelişinde Panter Şirketi'nin genel koordinatörü ile Sabah Gazetesinin
yaptığı söyleşi bir hayli ilginç. Gündeş'in şirketinin nasıl bir düşünce
yapısında olduğunu göstermek açısından bu söyleşiyi aynen veriyoruz:


Şirketinizin başında bir dönemin en ünlü istihbaratçısı Nuri Gündeş
var. Gündeş şimdi "bölücü" yaftası yapıştırılan Chomsky'yi koruyor. Bu
bir tezat değil mi?

Eskiden yaptığımız meslekler bitiyor ve
bizler yeni işlere başlıyoruz. Chomsky bir düşünür. Hakkında açılan
davalar bizi ilgilendirmez.

- Peki Apo'nun İmralı'daki koruma görevi size verilse kabul eder miydiniz?

Duygularımız buna izin vermez. Olukla kan akıtmış bir adamı hiçbir güvenlik şirketi korumaz.

- Duygularınız nerede başlar?

Devlete, millete ihanet etmiş kişi ve kurumlara karşıyız.

- Mafya? Alaattin Çakıcı'yı korur musunuz? Ya da Susurluk sanıklarını?

Mafyanın
bizim korumamıza ihtiyacı yoktur. Çakıcı'yı korumam. Ama Korkut Eken,
Ayhan Çarkın ve İbrahim Şahini can-ı gönülden korurum. Devletin sahip
çıkmadıklarına ben sahip çıkarım. Bu insanlar kahramandır.


MİT'in temizliği, Susurluk'a sahip çıkan bir zihniyete teslim edilmiş. Bilmem başka bir şey söylemeye gerek var mı?

MİT
gibi devletin önemli bir organının temizlik işleri, çok düşük
ücretlerle vasıfsız personel çalıştıran kar amaçlı özel temizlik
şirketlerine bırakılamaz. Bu MİT'in her türlü güvenliğinin sabote
edilmesi demektir.

Temizlik işlerinin sözleşmesi MİT'in İdari
İşleri tarafından yerine getirildiğine göre, havuz skandalının neden
örtbas edildiğini, eski İdari İşler Başkanı'na neden bir işlem
yapılmadığı şimdi daha iyi anlayabiliriz.

MİT gibi milli bir
kuruluş, bu kadar denetimsiz, başıboş ve keyfi idareye de bırakılamaz.
Aksi, Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenliğine tahminlerin üstünde zarar
verir.


Yetkililer, vakit geçmeden bir an önce tedbir alıp gereğini yapmalıdırlar.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
MİT'de Temizlik
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: İSTİHBARAT(WORDPRESS) :: BİLGİLER-
Buraya geçin: