İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ağar Roman 05 - Erkan-Ağar Koalisyonu

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 30
Nerden : Bursa

MesajKonu: Ağar Roman 05 - Erkan-Ağar Koalisyonu   Paz Ocak 22, 2012 10:08 am


Şükrü
Balcı, genç Şube Müdür Muavini Mehmet Ağar’daki üstün meziyetleri
farketmişti. Veliahdını yetiştirmek için önce onu Nisan 1981’de İstanbul
Emniyet Müdürlüğü Personel Şube Müdürlüğü’ne getirdi. Personel Şube
Müdürlüğü, Ağar’ın 1.5 yılda Şube Müdür Muavinliğinden Şube Müdürlüğüne
hızla yükselmesi için bir basamaktı. Nitekim burada 1 ay kaldıktan
sonra, İstanbul Asayiş Şube Müdürü, yani eski ismi ile 2.nci Şube Müdürü
oldu. Terörle Mücadele Şubesi’nin, akçeli işlere pek açık bir şube
olmamasına karşılık Asayiş Şubesi fırsatçı polisler için iyi bir
kaynaktı.

Mehmet Ağar'ın İkinci Şube Müdürlüğü’ndeki ilk günlerine şahit olan ve "Bir
ara Mehmet ağabey bizim yanımıza geldi, Ateşli girdi bunun koluna öbür
tarafa gittiler. öbür tarafta bir kıyamet ‘Hırsızlar, hırsızlar...ben
hırsızlarla çalışmam’. O zaman da Şube Müdür Muavini Ahmet Şahinalp’di.
Biz de bu feryat nedir diye oraya doğru geldik. Bir de baktık Mehmet
Ağabey’in bir koluna Ahmet Ateşli, bir koluna Ahmet Şahinalp girmiş.
Ahmet Şahinalp ağzını kapatmaya çalışıyor, halen Mehmet ağabey, 'ben
sizlerle çalışamam' diye bağırıyor. Tabii bizim yetkimizin dışında
olduğundan aradan yarım saat geçti, geçmedi biz ayrıldık. Suçludan bazı
bilgiler aldık, dışarıya baskıya gitmemiz gerekiyordu. Bende gitmemiz
için Ateşli’nin odasına girdim, bir girdim ki bir şişe viski açılmış,
Ahmet Ateşli, Ahmet Şahinalp, Mehmet Ağar viski içiyorlardı. Ne olduysa
ondan sonra oldu. Aslında Mehmet Ağar çok dürüst, çok iyi adamdı. İşte
ilk aşıyı vuran o akşam oldu. İlk iğne o akşam yapıldı"
diyen Mümün Mandil'in anlatımını ayrıca okuyabilirsiniz.

Aşıyı yiyen Ağar, çok kısa sürede sisteme alıştı. O günden sonra bir daha da “Ben hırsızlarla çalışmam” lafını ağzına almadı.

Ağar'ın
Şube Müdürlüğüne terfi ettiği tarihlerde Ankara'da MHP davasına
başlanmıştı. 29 Nisan 1981'de Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri
Mahkemesinde görülen 587 sanıklı MHP davasında savcı 1971-1980 tarihleri
arasında 694 kişinin sağ görüşlü kişilerce öldürüldüğünü açıklayarak,
Türkeş ve 498 sanık hakkında idam cezası istiyordu.


Mehmet
Ağar'ın Asayiş Şube Müdürlüğündeki ilk günlerinde Abdi ipekçi
cinayetinin firari sanığı Mehmet Ali Ağca Vatikan'da Papa II. Jan Paul'ü
vurdu.13 Mayıs 1981'deki bu olayda Papa saldırıdan yaralı olarak
kurtuldu. Ağca'nın kaldığı otelde yapılan aramada ele geçen bir mektupta
Ağca ABD ve Sovyet Emperyalizmine dünyanın dikkatini çekmek için bu
eyleme giriştiği yazıyordu.

Asayiş Şube Müdürü Mehmet Ağar'ın
adı bir müddet sonra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet
olayına karıştı. Ağar’ın yakalanması (infazı) gereken suçluyu rüşvet
karşılığı görmemezlikten geldiği iddia ediliyordu. Konu İstanbul MİT
Başkanı Nuri Gündeş’in imzalı resmi yazısı ile Ankara'daki MİT
karargahına bildirildi, MİT de rutin bir işlem olarak bu hususu yazı ile
İçişleri Bakanlığına iletti. Bunun üzerine İçişleri Müfettişleri
soruşturma başlattılar.

Ağar, soruşturmanın MİT'in yazısı üzerine
açıldığını öğrenmişti. Telaşla MİT’te çalışan Siyasal Bilgilerden ve
Ankara Bahçelievler’den tanıdığı yakın bir arkadaşını aradı ve durumu
iletti. Arkadaşı durumu ilgili MİT yöneticisine bildirerek Ağar’ın
onunla temas etmesini sağladı.

Telefonda ilgili MİT yönetici ile
konuşan Ağar, yazının kaynağının İstanbul olduğunu bilmediğinden,
“İstanbul MİT teşkilatı ile çok yakın çalıştığını, onların her türlü
legal-illegal işlerine yardımcı olduğunu, kendisinin İstanbul
Teşkilatından araştırıla bilineceğini” söyleyerek, ağlamaklı bir sesle
“haksız yere suçlandığını, Müfettişlerin aleyhinde bir rapor vermeleri
halinde meslek hayatının biteceğini” belirtti.

İlgili yönetici
araştırma neticesinde Ağar’la ilgili istihbari raporun İstanbul MİT
Başkanı Nuri Gündeş imzası ile geldiğini saptadı. Yazı, isimler,
tarihler, yerler belirterek kesin ifadelerle Mehmet Ağar’ı suçluyordu,
bir süre sonra İstanbul’a gittiğinde Nuri Gündeş’e yazıdan ve Mehmet
Ağar’ın anlattıklarından bahsetti.

Gündeş,
önce şiddetle reddederek kendisinin böyle bir yazı göndermediğini
belirtti. Mehmet Ağar'ı ne kadar sevdiğini ve onun yardımlarını,
hizmetlerini anlattı. Yönetici tarih ve numarasını verince mecburen
kayıtlardan yazının İstanbul’daki nüshasını buldurdu ve okumadan
imzalamış olabileceğini kabul etti.

Gündeş, adının ortaya
çıkmasından ve konunun İçişleri Bakanlığına intikal ettirilmesinden, çok
huzursuz olmuştu. Belli ki bilginin kendi imzası ile gittiğinin Ağar
tarafından bilinmesinden çekiniyordu. Herhalde Ağar’ın da onun hakkında
bildikleri vardı. Hemen Mehmet Ağar’ı arayarak konuştu, “konudan yeni
haberdar olduğunu, kendisinin ve teşkilatının onu çok sevdiğini,
hizmetlerinin unutulmadığını, yanlışlığın düzeltileceğini” belirtti.
Neticede Nuri Gündeş soruşturmayı yürüten müfettişlerle konuşarak, kendi
imzası ile gönderdiği yazıdaki Ağar ile ilgili hususların yanlış
olduğunu öne sürerek olayı kapattırdı.

Ağar, meslek hayatının
ilk yıllarındaki bu yolsuzluk soruşturmasını çok kolay bir şekilde
atlattı. Bu olay Ağar’a “Bilginin güç olduğunu, kişilerle ilgili bilgi
sahibi olmanın” zamanı gelince kendini koruma açısından ne kadar önem
arzettiğini öğretmişti. Ağar ilerideki yıllarda bu yöntemi hep kullandı,
bu yöntemle aşılması zor birçok badireyi kolaylıkla atlattı.

Ağar’ın
İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü yaptığı 1981-1984 yılları arasında
Türkiye’de ve dünyada ne gibi gelişmeler olduğuna bir bakalım:

16
Ekim 1981’de Milli Güvenlik Konseyi, bütün siyasi partileri feshetti. 4
Şubat 1982’de 41 banker hakkında tasfiye kararı alındı. 4 Mart 1982'de
Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Nolu Askeri Mahkemesi Abdullah Çatlı
hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkardı. 17 Mart 1982’de rüşvet almak
suçundan Gümrük eski Bakanı Tuncay Mataracı 36 yıl hapse mahkum oldu. 25
Mart 1982: Oral Çelik hakkında Abdi İpekçi cinayetinde görev aldığı
iddiası ile tutklama kararı çıkartıldı. 20 Haziran 1982’de Banker
Kastelli İsviçre'ye kaçtı ve banker piyasasında panik yaşandı. 8 Temmuz
1982'de Abdullah Çatlı, Türk İnterpol'ünün isteğiyle Kırmızı Bülten ile
aranmaya başlandı. 8 Ağustos 1982'de ASALA Militanları Esenboğa
Havaalanına bir saldırı düzenlediler. 16 kişiyi rehin alan militanlar
polis ile çatıştı. 9 kişi öldü, 72 kişi yaralandı. Operasyon sonucu
yaralı olarak yakalanan Leo Ekmekçiyan tutuklandı. 28 Ağustos 1982'de
ASALA, Ottowa Askeri Ateşemiz Albay Atilla Altıkat'ı öldürdü. Altıkat
Ermeni terör örgütlerince öldürülen ilk subaydı. 1 Ekim’de Banker
Kastelli, Tunus tarafından iade edildi ve daha sonra 15 ay hapse mahkum
edildi. 7 Kasım 1982’de yapılan halkoylaması sonucunda 1982 Anayasa'sı
yüzde 91.5 olumlu oy alarak onaylandı, aynı oylamayla Kenan Evren'in
cumhurbaşkanlığı da kabul edildi. 1 Haziran 1983’de Büyük Türkiye
Partisi kapatıldı, Demirel'in de aralarında bulunduğu partililer
Zincirbozan'da gözetim altına alındı. 15 Haziran 1983 tarihinde Türk
kökenli mafyanın kaçakçılıkla uğraşan gayrimüslümlere karşı tutumu
yüzünden Behçet Cantürk'ün organizesi doğrultusunda ASALA militanı
Mıgırdıç Madaryan Kapalıçarşı'da silahlı bir eylem düzenledi, 2 kişi
öldü, 21 kişi yaralandı. 6 Kasım 1983'de üç partinin katılabildiği genel
seçimlerde %45.1’le Anavatan Partisi tek başına iktidar, Genel Başkanı
Turgut Özal ise Başbakan oldu. 24 Aralık 1983'de Özal tarafından kurulan
ANAP Hükümeti güvenoyu aldı. 9 Şubat 1984: MİT ve Emniyet Genel
Müdürlüğü Kaçakçılık İstihbarat ve Harekat Daire Başkanlığı Dündar
Kılıç, Behçet Cantürk'ü gözaltına alarak Babalar Operasyonunu başlattı. 1
Mart: 13 ilden sıkıyönetim uygulaması kaldırıldı. OHAL uygulaması
uygulandı. 5 Nisan 1984 günü Paris'te yakalanan Fahrettin Aslan yurda
getirildi. 28 Haziran 1984’de Fahrettin Aslan ve Hüseyin Cevahiroğlu
"rüşvet" suçuyla tutuklandı. 15 Ağustos 1984'de terörist örgüt PKK,
Türkiye’deki eylemlerini başlatırken, Eruh ve Şemdinli’ye saldırdı, bir
er şehit oldu.

Şükrü
Balcı’dan sonra Mayıs 1983'te İstanbul Emniyet Müdürlüğüne getirilen
Mustafa Yiğit, ismi gibi yiğit, başarılı, dürüst bir emniyet müdürüydü
ama, kurulu düzene uygun değildi. Bu sebeple İstanbul Emniyet
Müdürlüğü’ndeki ömrü pek uzun olmadı. Sisteme Şükrü Balcı gibi becerikli
bir isim lazımdı ve isim bulundu; Ünal Erkan.

Ünal Erkan
İstanbul Emniyet Müdürü olmadan önce, askeri yönetimin isteği
doğrultusunda, MİT'de kaçakçılık ile ilgili olarak Güvenlik Dairesi
kurulmuş ve bu daire 1 Haziran 1983'den itibaren aktif bir şekilde
çalışmaya başlamıştı.

MİT, 9 Şubat 1984'de Genel Kurmay
Başkanlığının isteği ve oluru ile: Babalar Operasyonu başlattı. Dündar
Kılıç ve Behçet Cantürk'ün gözaltına alınması ile başlatılan operasyonda
MİT Güvenlik Dairesi ile başında Atilla Aytek'in bulunduğu Emniyet
Genel Müdürlüğü Kaçakçılık İstihbarat ve Harekat Daire Başkanlığı çok
yakın bir işbirliği içinde çalışıyordu.

MİT, Ünal Erkan'ın
Ankara'nın tanınmış babalarından Kürt Ahmet ve Emlak Bankası'nı 80
milyon dolar (Yaklaşık 21 trilyon lira) dolandıran Kemal Horzum ile
yakın bağlarından haberdardı. Erkan, '80 milyon doları sahte belgeler
düzenleyerek cebe indirdikten sonra sırra kadem basan ve daha sonra ismi
Turgut Özal'a suikast düzenliyen Kartal Demirağ olayına da karışan'
Kemal Horzum'un kollayıcısı olarak biliniyordu. MİT'in "yeraltı dünyası
ve Ülkücülerle yakın ilişkisi vardır" şeklindeki menfi raporuna rağmen
Ünal Erkan İstanbul Emniyet Müdürlüğüne getirilmişti.

İstanbul’da
3 Eylül 1984 ila 12 Ağustos 1988 tarihleri arasında görev yapan Ünal
Erkan Mehmet Ağar'ı Emniyet Müdür Muavinliğine getirdi ve Ağar 1984-88
arasında da Terör ve Asayişten sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı
olarak çalıştı.

İsterseniz öncelikle bu dönemde olan bazı olaylara da şöyle bir göz atalım:

24
Ekim 1984: Hasan Kurdoğlu sahte kilmiği taşıyan, Abdullah Çatlı
Paris'te uyuşturucu ticareti yapmaktan dolayı tutuklandı. 27 Ekim'de
Sante Ceezaevine kondu. 26 Ekim 1984'de Maliye Bakanı Vural Arıkan,
Cumhuriyet tarihinde azledilen ilk bakan oldu. 02 Aralık 1984’de
Genelkurmay Başkanı Org. Nurettin Ersin’in Cumhurbaşkanlığı
Konseyi'ndeki yerini almak için, görevinden istifa etmesi üzerine Org.
Necdet Üruğ Genelkurmay Başkanlığına getirildi. 22 Ocak 1985’de İstanbul
Emniyet eski Müdürü Şükrü Balcı hakkında, ‘İrtikap ve rüşvet almak’
savıyla dava açıldı. 14 Mayıs 1985'de DYP'nin 1'nci Olağan Kongresinde
Hüsamettin Cindoruk Genel Başkan'lığa seçildi. 29 Haziran 1985'de HP
1'nci Kurultayı'nda. Aydın Güven Gürkan Genel Başkanlığa getirildi. 1
Ağustos 1985'de SODEP ile HP birleşti. 14 Kasım 1985'de DSP kuruldu.
Aralık 1985’de Tarık Ümit, Bebek Park Gazinosu çıkışında Dündar Kılıç'ın
yönlendirdiği silahlı bir saldırı sonucu vurularak ağır yaralandı. 8
Şubat 1986'da 12 Eylül ihtilali'nden sonra ilk kez, Balıkesir'de işçi
yürüyüşü yapıldı. 22 Şubat 1986'da 15 yıl aradan sonra Türk-İş miting
yaptı. 4 Mayıs 1986'da MDP fesih kararı aldı. 31 Mayıs 1986'da İnönü SHP
Genel Başkanı oldu. 8 Mart 1987'de Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı
Açıkyol köyüne yapılan PKK saldırısında 6'sı çocuk 8 kişi öldü. 8 Temmuz
1986'da Paris 10. İstinaf Mahkemesi Abdullah Çatlı'yı ateşli silahlar
ve uyuşturucu maddeler ile ilgili kanunlara muhalefetten ve sahte kimlik
kullanmaktan dolayı 5 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı. 14 Kasım
1986'da Oral Çelik, Fransa-Belçika sınırında uyuşturucu kaçakçılığından
yakalandı. Üzerinde Bedri Ateş adına düzenlenmiş sahte bir pasaport
çıktı. 7 Nisan 1987'de MHP davasında 5 idam 9 müebbet ve Alpaslan
Türkeş’e 11 yıl hapis cezası verildi. 30 Nisan 1987'de Haluk Kırcı,
Ankara Bahçelievler'de 7 TİP'linin öldürülmesi olayı ile ilgili
yargılandığı Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından 7 defa idama mahkum
edildi. 21 Haziran 1987'de PKK, Ömerli ilçesi'ne bağlı Pınarcık
köyü'nde 16'sı çocuk, 6'sı kadın 30 kişiyi öldürdü. 7 Eylül 1987'de
siyasi yasaklar kalktı. 8 Eylül 1987'de Cindoruk, DYP Genel
Başkanlığı'ndan istifa etti. 16 Kasım 1987'de TKP ve TİP genel
sekreterleri Nihat Sargın ve Haydar Kutlu yurda döndüler. 29 Kasım
1987'deki genel seçimde ANAP 292, SHP 99, DYP 59 milletvekilliği
kazandı. 21 Aralık 1987'de Emniyet Genel Müdürü Saffet Arıkan Bedük, MİT
Müsteşarılığına hitaben yazılan "MİT Raporu" ile ilgili yazıda 'Emniyet
teşkilatı mensupları ile ilgili olarak hazırlanıp, yetkili yerlere
gönderilen ancak Genel Müdürüğümüze gönderilmeyen, illegal olarak elde
edilip tarafıma intikal edilen raporda itham edilen kişiler hakkında
tahkikat açılacağından eldeki tüm delil ve belgelerin kuruluşumuza çok
acele gönderilmesini arz ederim' deniliyordu. 10 Ocak 1988'de MİT,
Kaçakçılık ile ilgili birimlerini kapattı.

Ünal Erkan'ın
İstanbul Emniyet Müdürü, Mehmet Ağar'ın ise yardımcısı olduğu bu dönem,
İstanbul’un en kanunsuz ve kontrolsüz kaldığı, İstanbul Emniyet
Müdürlüğü üst düzey kadrosunun, İstanbul’da ki yer altı dünyası ile
yakın ilişki içinde bulunduğu ve yeraltı dünyasının çok fazla himaye
gördüğü bir dönemlerden biri olmuştur.

Kasım 1987 tarihinde
yazılan MİT raporu Banker Bako ile ilgiliydi. Banker Bako lakaplı Baki
Cengiz Aygün, bankalardan aldığı kredileri geri ödememiş, hatta bu
kredilerin alımlarında imza yerine papatya resmi çizerek devletle alay
etmişti. Yakalanıp üç yıl hapis yattıktan sonra çıkan ve kaldığı yerden
kredi alımlarına devam eden Banker Bako’nun devlet içinden birileri
tarafından korunduğu söylleniyordu. Şimdi bu dönemi, o tarihlerde kaleme
alınan "MİT Raporu'ndan" bazı pasajlarla izliyelim:

"Ünal
Erkan’ın Ahmet Turgut ve Kemal Horzum ile ilişkileri ve bunun mahiyeti
hakkında kayıtlarımızda Kasım 1987 ayı içinde Haydar Koç tarafından
yapılan açıklamalar paralelinde bilgiler bulunmakta olup , bu bilgiler
eski tarihlerde Cumhurbaşkanlığı’na ve Başbakanlığa not olarak da
sunulmuştur.

Esasen, Ünal Erkan başkanlığındaki İstanbul Emniyet
Müdürlüğü üst düzey kadrosu, İstanbul’da ki yer altı dünyası ile yakın
ilişki içindedir. Bu ilişkinin en büyük koordinatörü emekli cinayet
masası şefi Ahmet Ateşli ve Mehmet Ağar’dır. Ahmet Ateşli 1 Kasım
seçimleri için DYP’den aday olmuş, Mehmet Ağar’da aynı partiden
milletvekili olmayı düşünürken bilahare bundan vazgeçmiştir. Ünal Erkan
daha önce Emniyet Md. Yardımcılığı yaptığı dönemde, Mehmet Ağar ise,
İkinci Şube Müdürlüğü döneminde Ateşli ile yakınlaşmışlar ve böylece
polis- yeraltı ilişkileri pekleşmiştir. Ünal Erkan’ın ekibine ayak
uyduramayan Kemal Yazıcıoğlu kadrodan dışlanmış ve Ankara’ya Teftiş
Kurulu’na verilmiştir. Kadro dışındaki Mehmet Ağar ise Ünal Erkan’ın en
yakın mesai arkadaşı haline gelmiştir.

Yüksel Kazancı isimli bir
şahıs ile İstanbul Emniyet Müdürü Ünal Erkan arasındaki ilişkilerle
ilgili bir ihbarda aynen şöyle denilmektedir. (İhbarı yapan şahısla
temas kurulması mümkündür.) Yüksel Kazancı: Yaptığı iş; Yurtdışında
otelcilik, Genelev işletmeciliği, Sancak Bar (büfe), beyaz kadın
ticareti vs. ve beyaz işi. Bu konuda Hollanda Polisi’nin bilgisi var.
Beyazla ilgili daha önce İstanbul’da vuracaklardı başaramadılar. Devreye
müdür girdi. Durumu Şişli Emniyet Amirliği biliyor. Şu anda İstanbul’da
bir fabrika açtı, müdür veya bir yakınının hissesi olduğu biliniyor.
Yüksel Kazancı ve tüm çevresindeki beyaz işi yapanlar müdürle bağlantı
içindeler. Geliş ve gidişlerinde müdür özel araba gönderiyor, müdür
ilişkisini, tanıdığım Hollanda’daki bazı polis yetkilileri biliyor.
Yüksel Kazancı, müdür İstanbul’a atandıktan sonra, tüm bağlantıları
İstanbul’da yapmaktadır. İstanbul görüşmelerinin büyük bir kısmı Divan
Otel’de yapılmaktadır. Müdürle bağlantıları konusunda daha geniş
açıklama yapabilirim. Durumu Genel Müdür’e, Galip Bey’e, Bakan’a,
gerekirse Başbakanımıza istenildiği şekilde intikal ettiririm.

Banker
Bako olayının arkasındaki diğer güçler ise, İstanbul Emniyet Müdürü
Ünal Erkan, Yadımcısı Mehmet Ağar, Mali Şube Müdürü Cevdet Saral ve
İstanbul Emniyet Müdürlüğünün diğer üst düzeydeki yöneticileridir.
Banker Bako olayındaki gelişmeler ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki
tayinler üzerine Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde 8 Ekim 1987 akşamı geç
saatte İbrahim Kılıç’ın da katıldığı bir durum değerlendirmesi ve
izlenilecek strateji toplantısı yapılmış, toplantıya Dündar Kılıç‘tan
para aldığı için bir ara açığa alınan polis memuru Tuncay Katırcıoğlu
ile gelen İbrahim Kılıç saat 01:30'a kadar Gayrettepe’de kalmış ve bu
saatte Mercedes otosu ile gitmişlerdir. Toplantı Mehmet Ağar’ın odasında
yapılmıştır.


Ünal
Erkan ve Mehmet Ağar’ın gizli ve önemli buluşmalarını yaptıkları Etiler
Ulus Mahallesi’nde ve Kadıköy- Bostancı’da iki ev vardır. Ulus
Mahallesi’deki evin parası Behçet Cantürk tarafından ödenmektedir.

Tahsin
Şahinkaya’nın İstanbul Emniyet Müdür Muavini Mehmet Ağar ile yakın
irtibatı olup Mehmet Ağar, adıgeçenin "terzi - elbise temizliği" dahil
her nevi özel işiyle uğraşmaktadır. Tahsin Şahinkaya, Sarı Avni (Avni
Musullulu - Karadurmuş), Behçet Cantürk, Dündar Kılıç, Fahrettin Aslan
ile inşaat ve ihale mafyasıyla ilişkilidir. Şahinkaya ’nın bu alandaki
ilişkilerine ait Ankara Sıkıyönetim 4 no.lu Mahkeme Başkanlığı’nda
ifadeler , teyp tapeleri ve teyp bantları bulunmakta olup, Selahattin
Delidere isimli bir silah ve uyuşturucu madde kaçakçısının konuştuğu
(Diyarbakır’da) bir teyp bandında adıgeçene Sarı Avni’nin yurtdışında
bir villa aldığından bahsedilmektedir.

Emniyet Müdür Yardımcısı
Mehmet Ağar, İbrahim Aslan ve Mahmut Şahin ile yakın temas halinde olup,
bu şahıslara gizli kalması icap eden soruşturma ve tahkikatlarla ilgili
bilgi vermektedir. İbrahim Aslan’a ait Aslan Nakliyat, Tır taşımacılığı
yapmakta 150 TIR’a sahip bulunmaktadır. İbrahim Aslan, Malatya Vali
şoförlüğü sırasında uyuşturucu ve silah ticareti yapmıştır. Mahmut
Şahin’e ait Şahlan Nakliyat, Deniz Ticareti ile iştigal etmektedir. Hira
1-2-3 gemileri bilinmektedir.

Mehmet Ağar’ın hemşehrisi
Kebapçı Set Kemal’in geçen kış Kürt İdris’in yeğeni Nihat’ı vurma
hadisesi ile Kemal’in ağabeysi Kenan’ın 1 kişiyi öldürme hadisesi
İstanbul Polisince kapatılmıştır.

Mehmet
Ağar, Nihat Camadan, Ziver Öktem ve ....gayrimeşru paraları Mehmet
Ağar’ın dayısı Yılmaz Akçadağ ve ortağı Ekrem Gocay’a verilmekte, bu
şahıslar da paraları büyük iş adamlarına vererek faiz almaktadırlar.
Perşembe pazarında otomobil yıkayıcılığı yaparken kısa zamanda demir
ticareti ve faizcilikle milyarder olan Ekrem Gocay ve ortağı Yılmaz
Akçadağ’ın Kabataş Set üstünde yazıhaneleri vardır. Mehmet Ağar’a ait 18
adet ev ve arsa tapusu, dayısı Yılmaz Akçadağ’ın boşanmış olan eşi
Şükran Akçadağ’ın üzerindedir. Dayısının eski eşi bu tapuların üzerinde
gözükmesinden rahatsızdır.

Mehmet
Ağar’ın yurtdışı bazı bağlantılarını özellikle Arap Ülkelerinde
dansözlük yapan dostu Yonca Yücel yürütmektedir. Yonca Yücel’in İstanbul
Adresi: Teşvikiye Cad. 66/8 Celal Apt. olup, telefonu…….dır. Mehmet
Ağar Ankara’ya geldiğinde Yonca Yücel ile ……telefonla görüşerek,
konsomatris Nur’un evinde buluşmakta ve kalmaktadır.


Turan
Çevik, 3 yıl kadar önce Mehmet Ağar’a 5 milyon değerinde bir saat,
Lunaparkçı Osman Kavran 86 Yılbaşında 5 adet beşi bir yerde ve Aşçıoğlu
grubunun adamı, kaçakçı ve kuyumcu Cavit’de Mehmet Ağar’ın eşi Emel’e
bir Reno 5 almıştır. Mehmet Ağar’ın Turan Çevik, Burak Sağman ve bazı
bürokratlarla ortak hayali ihracat işleri vardır. Mehmet Ağar’ın bu
işlerini Ankara’ya sık sık gidip gelen şoförü Polis Memuru Necdet takip
etmektedir. Necdet’in hakkındaki söylentilerin açığa çıkması karşısında
yakın tarihte polislikten ayrıldığı ve Ayvalık’ta Belediye’ye ait 160
yataklı bir oteli kiraladığı belirtilmektedir. Turan Çevik, Burak
Sağman, bazı bürokratlar ve Artist Nazan Şoray, 1986 sonlarında Ankara
Başkent Gazinosu’nda birlikte görülmüşler, bunu takip eden günlerde
Burak Sağman’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Atlas A.Ş.’nin Antalya’da
bir gemide yakalanan 80 milyarlık hayali ihracat olayı meydana
çıkmıştır. Olayın kapanması için Mehmet Ağar ve Turan Çevik’e yakın bir
Devlet Bakanı teşebbüslerde bulunmuştur.

Mehmet Ağar,
İstanbul’da …..nolu telefonda bulunan Pınar isimli bir kadını Emniyet
Genel Müdürlüğü’nde çok üst rütbede bir kişiye sürmüş ve bu şahsın Pınar
ile olan ilişkileri ve fotoğrafları İstanbul Emniyeti’nce şantaj olarak
kullanılmıştır.

5 ağustos 1985 tarihinde Milano’da Bülent
Gökben, Mehmet Serdar Alpan, Fikri Pahparoğlu, Fahrettin Özdemir isimli
şahıslar 10 kilo 230 gram eroinle yakalanmışlardır. İtalya Polisi,
yakalananların üzerinde bulunan telefon numaraları meyanında
İstanbul….ve …..telefonlarını vermişlerdir. Kaçakçılık Daire Başkanlığı,
bu telefonların nerelere ait olduğunu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden
sormuş, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ise genel bir cevap ile olayı
geçiştirmiştir. Esasında her iki telefon da İstanbul Emniyet Müdür
Yardımcısı Mehmet Ağar’ın makam telefonlarıdır. (Sirkeci ve
Gayrettepe’deki). Mehmet Ağar’ı bu telefonlardan arayanlardan bir diğer
şahıs ise Londra…. nolu telefonda bulunan Halil Peril’dir. Kulüpçülük ve
uyuşturucu kaçakçılığı yapan Halil Peril, Kıbrıs’ta Con Aziz adıyla
bilinen yeraltı dünyasına mensup Aziz Mehmet Kent’in adamıdır ve Of’lu
Osman (Osman Cevahiroğlu) ile irtibatlıdır.


Kamu
kesiminde birçok kişinin tanıdığı Terzi Mualla, 3 yıldan beri Dündar
Kılıç’ın dostu (gayrimeşru karısı) ile birlikte ortak konfeksiyon işi
yapmaktadır. Terzi Mualla’nın aktör Kadir İnanır’la (Karadeniz’li) uzun
zamandan beri beraber yaşayan kızı Canan Özbek’in Dündar Kılıç’ın kızı
ve damadı Uğur (Her ikisi de Uğur) ile yakın ilişkileri mevcuttur.
Yeraltı dünyası, Terzi Mualla ve Canan kanalıyla bazı ilişkiler kurmak
çabalarındadırlar. Terzi Mualla ve Canan’la, Emniyet Müdür Muavini
Mehmet Ağar da yakın ilişki içindedir.

Yeni Mali Şube Müdürü
Orhan Uzeller, daha önce Behçet Cantürk’ten rüşvet almaktan soruşturma
geçirmiştir. Elazığ’lı olan Orhan Uzeller’i, hemşehrisi Mehmet Ağar ve
Emniyet Müdürü Ünal Erkan müffetişlere karşı himaye etmişler ve
aklanmasını sağlamışlardır. O. Uzeller, Ş. Balcı leyhinde tanıklık
yapmıştır.

Bir
zamanlar İstanbul’da Şişli’de Günaydın Apartmanı’ndaki “Randevucu
Mükü’ye “ ait evde sermaye olarak çalışan Gülser Bayer (Gül-Gülser
Hastan) kendisini N. Üruğ’un yeğeni olarak tanıtmaktadır (Dayısı).
Uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan Sedat Bayer isimli şahısla evlenen ve
Londra’da…… telefonlu 10 Casterbridge Abbey Rood, NW 6 London adresinde
oturan ve bilahare kocasından ayrılan Gülser’in bütün yeraltı dünyası
ile ilişkisi mevcuttur. G. Bayer, N. Üruğ’un Genelkurmay Başkanı olduğu
devrelerde Ankara’ya gelmiş ve N. Üruğ ile telefonla konuştuktan sonra
evine ziyaretine gitmiştir. G. Bayer’in annesi İzmir’de oturmakta ve
telefonu……dur. G. Bayer, İstanbul’da Ahmet Ateşli’nin basın toplantısı
yaptığı Suadiye Oteli’nde kalmaktadır."


Kapatılan cinayetler,
yeraltı dünyası ile banka dolandırıcılarıyla, genelev patronlarıyla, üç
kağıtçı bankerlerle dostluklar, eroin kaçakçıları ile ilişkiler, mafya
tarafından parası ödenen evler, hediye saatler, altınlar, otomobiller,
hayali ihracaat, rüşvet, kadın sürme, şantaj, devlet büyüklerinin ayak
işleri, tahkikat ve soruşturmaları haber verme, gece klüpleri,
kebapçılar, kumarhaneler, dansözler, homoseksüeller ve saire, ve
saire...

Mehmet Ağar'ın "Papatya Bürokratlığı" da bu devrede
başlamıştı. O devletin en üst makamlarına tırmanan süratli yükselişi
gerçekleştirmek için kime ve nasıl hizmet vermesi gerektiğini iyi
biliyordu. Bir yandan konsey üyesi Tahsin Şahinkaya’nın terzi, elbise,
ayakkabı işleriyle uğraşırken diğer yandan Başbakanı'ın eşi Semra Özal
ve kızı Zeynep Özal'a da özel hizmet vermeyi aksattırmıyordu.

İstanbul
gece klüplerinin hızlı müdavimi olan Semra ve Zeynep Özal'ı Mehmet Ağar
hiç ihmal etmiyor, yalnız bırakmıyordu. Kendi olmadığında şöförlerinden
polis memuru Necdet bu refakat görevini yerine getiriyordu. Ağar,
onların gece klüplerinde çekilen biçimsiz fotoğraflarını polis zoruyla
aldırıyor, bir yandan onları korumuş olurken diğer yandan özel arşivini
zenginleştiriyordu. Zaten Zeynep Özal'ın yanına seçkin korumalar
vermişti ve onlar kanalıyla Zeynep'in her attığı adımdan haberi
oluyordu. Koruma vererek insanları kontrol altında tutma yöntemi Mehmet
Ağar tarafından geliştirilmiş bir metottu ve birçok başka olayda da
başarılı bir şekilde kullanıldı.

Ağar'ın
kazanmak istediği kişiler için kullandığı diğer bir yöntem ise "kadın
sürme" yöntemiydi. MİT raporunda da belirtildiği gibi bu yöntemin Pınar
isimli bir kadın vasıtasıyla zamanın Emniyet Genel Müdürü’ne
uygulandığı rapor edilmişti. Hatırlanacağı üzere bu yöntemle 1980'den
öncesi yıllarda şarkıcı Aynur Aydan vasıtası ile zamanın İçişleri Bakanı
bakanlıktan düşürülmüştü. Yaygın olan diğer bir söylenti ise zamanın
Cumhurbaşkanı müşaviri ve Evren'in damadı Erkan Gürvit ile ilgiliydi.
Onun da İstanbul Şişli'de Site sinemasının bulunduğu binadaki bir
güvenli dairede bu operasyona tabi tutulduğu ve işlemden sonra Mehmet
Ağar'ın en koyu hamisi haline geldiği belirtiliyordu. Tabiatıyla bu
yöntemde ilişki dökümante ediliyor ve gerektiğinde kullanıyordu.

Diğer
yöntem ise yeraltı dünyasının illegal gücünü elde etmede
kullanılıyordu. Bu basit fakat etkili yöntem sabıkalı mafya üyelerine
yasalara aykırı bir biçimde silah ruhsatı verilmesiydi. Yeraltı dünyası
için bundan daha iyi bir hediye olamazdı. Nitekim ilerideki yıllarda
Mehmet Ağar döneminde mafya üyelerine verilen ruhsat sayısının 2 binden
fazla olduğu ve bunlardan 400 silahın dosyasının kaybolduğu müfettiş
raporlarıyla ortaya çıktı.

Mülkiyede arkadaşlarının pike adını
taktığı Ağar bu yöntemlerle, emniyet tarihinde rekor kıracak şekilde
basamakları hızla çıktı. Onun kadar hızlı olmasa da Ünal Erkan, Cevdet
Saral, Nihat Camadan gibi bu koalisyonun ortağı polisler de layik
olmadıkları makamlara yükseldiler. Onların bulunduğu her yerde rüşvet,
yolsuzluk, kanunsuzluk kol gezdi.

İşte karanlıklar içinden
devletin en üst makamlarına tırmanan Mehmet Ağar ve diğerlerinin bir
ibret vesikası olan tatsız hikayesi..


Ama daha bitmedi... (Devam Edecek)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
Ağar Roman 05 - Erkan-Ağar Koalisyonu
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Erkan Kızılaslan - Hüzün Mevsimi Remix by DJ Ceeyme

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: İSTİHBARAT(WORDPRESS) :: BİLGİLER-
Buraya geçin: